TR | ENG ISSN 2667-7024
 
Cilt : 34   Sayı: 3  Yıl : 2020

Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler Online Makale Gönder




 
: 34 (3)
Cilt: 34  Sayı: 3 - 2020
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
İçindekiler
Contents

Sayfalar II - VIII

ARAŞTıRMA
3.
Üç boyutlu biyo-üretim: İlk izlenimlerimiz ve Çocuk Cerrahisindeki potansiyeli
Three-dimensional biofabrication: Our first impressions and its potential in Pediatric Surgery
Emil Mammadov, Ersin Aytaç, Ali Türk, Nurullah Akkaya, Görkem Say, Berk Yılmaz, Gökhan Bürge, Tolga Yırtıcı, Ertunç Kırgül
doi: 10.5222/JTAPS.2020.78095  Sayfalar 79 - 84
Amaç: Çalışmanın amacı, katmanlı üretim araçlarından biri olan 3B biyo-yazıcıyı tasarlayıp üretmek ve çocuk cerrahisi alanında potansiyel kullanım alanlarını değerlendirmektir. Üç eksende hareket etme yetisine sahip, bilgisayar kontrollü kod ile koordinat verilebilen ve kartuş içeriğinin hareketsiz tablaya baskısını yapan cihazın tasarım ve üretimi üniversitenin 3B tasarım ve baskı laboratuvarı tarafından yapılmıştır. Programlama için araştırmacılar tarafından geliştirilen “Ferret” programlama dili kullanılmıştır. Dış tasarım standart laminer kabin ebatlarına göre yapılmıştır. Üç boyutlu biyo-baskı testleri için %20 jelatin (Sigma Aldrich, MI, ABD) çözeltisi kullanılmıştır. Test baskıları için doku mühendisliği alanında kullanılan üç boyutlu iskele modeli, açık yara için deneysel örtü modeli ve organ benzeri yapı olarak kulak modeli seçilmiştir. İskele yapısı Solidworks (Dassault Systemes, Velizy-Villacoublay, Fransa) yazılımı ile tasarlanmış, açık yara örtü modeli için Fusion360 (Autodesk Inc, CA, ABD) yazılımı kullanılmıştır. Organ benzeri model olarak ise Synapse3D (Fujifilm, Tokyo, Japonya) yazılımı ile bilgisayarlı tomografi görüntülerinden kulak yapısı segmente edilmiş ve “.stl” uzantılı dosya haline getirilmiştir. Cihazımız x,y ve z ekseninde hareket edebilen ve steril enjektör içeriğini Petri kabına üç boyutlu basabilen bir makine olarak üretilmiştir. Doku mühendisliği alanında kullanılan iskele baskısı, yara fotoğrafı üzerinden yapılan örtü modeli ve BT taraması ile elde edilen kulak modelinin üç boyutlu baskıları başarıyla tamamlanmıştır. Çocuk cerrahisi alanındaki doku mühendisliği çalışmalarında, üç boyutlu biyo-yazıcıların büyük bir potansiyelinin olduğunu ve araştırmalarımıza yepyeni bir boyut kazandıracağını düşünmekteyiz. Özellikle doku takviyesi ihtiyacı olan nüks hipospadias olguları, diafragma ve karın ön duvarı defektlerinin öncelikli çalışma alanları olabileceğinin kanısındayız.
Objective: The objective of the study was to design and produce a 3D bioprinter and to evaluate its potential uses in the field of Pediatric Surgery. The design and production of the device whose coordinates could be given with computer-controlled code and having the ability to move in three axes and print the contents of the cartridge on the stationary print bed were realized at the university 3D design and printing laboratories. The Ferret programming language was used for programming and exterior design was made according to the standard laminar cabin dimensions. A 20% gelatin (Sigma Aldrich, MI, USA) solution was used for three-dimensional bioprinting tests. For test bioprints scaffold model used in the field of tissue engineering, for open wound experimental dressing model and for organ-like structures ear model were selected. Scaffold structure was designed with Solidworks (Dassault Systemes,Velizy-Villacoublay, FR) software and open wound experimental dressing model was designed in Fusion360 (Autodesk, CA, USA) software. As an organ-like model, the ear structure has been segmented from the computed tomography images with Synapse3D (Fujifilm, Tokyo, JP) software and converted into “.stl” file. Our device was produced as a machine that can move in the x, y and z axes and can press the sterile syringe contents into the Petri dish in three dimensions. The three-dimensional prints of the scaffold, the experimental wound dressing model obtained from the wound photo and organ model obtained from the CT scan were successfully bioprinted. We think that three-dimensional bioprinters have a great potential in tissue engineering studies in the field of pediatric surgery and will add a brand-new dimension to our research capabilities. We conceive that recurrent cases of hypospadias which especially need tissue reinforcement, diaphragmatic and anterior abdominal wall defects seem to be the primary areas of study.

4.
İlkokul çağındaki çocuklarda enürezis ve enürezise etkisi olan faktörler
Enuresis in children of primary school age and factors affecting enuresis
Mehmet Göksu, Ş. Kerem Özel, Mustafa Koç, Ahmet Kazez
doi: 10.5222/JTAPS.2020.93357  Sayfalar 85 - 90
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma ile Elazığ ilinde 7-12 yaş arası okul çocuklarında monosemptomatik enürezis (MSE) sıklığı ve MSE’e etkisi olan faktörlerin ortaya konulması amaçlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamıza basit rastgele örnekleme yöntemi ile 7-12 yaş arası 945 erkek, 943 kız olmak üzere toplam 1888 öğrenci alındı. Çalışmamızda MSE etkileyebilecek faktörleri içeren bir anket formu kullanıldı. Tüm vakaların öyküleri alındı, fizik muayeneleri, ultrasonografileri ve laboratuar incelemeleri yapıldı. Bulgular ki-kare testi ile değerlendirildi.
BULGULAR: MSE, 1888 öğrencinin 352’sinde (%18,6) tespit edildi. Erkek çocuklarında MSE sıklığı %20,8 (n=197), kızlarda ise %16,4 (n=155) idi (P=0,044). MSE oranı, ailelerinde epilepsi hikayesi olan çocuklarda (%6,8), ailelerinde epilepsi hikayesi olmayanlara (%3,4) göre daha yüksekti (P=0,013). Enüretik çocukların ailelerinin aylık gelir düzeyi, %53,1 (n=186)’de asgari ücretin altında, %34,9 (n=122)’da asgari ücret ile iki katı arasında, %12,0 (n=42)’unda asgari ücretin iki katından fazla idi (P=0,027). Sünnetli çocukların %18,8’i, sünnetli olmayan çocukların %27,2’sinde MSE vardı. Kardiyak üfürüm Enürezis olanlarda %4,3, olmayanlarda %0,3 olarak tespit edildi (P=0,001). İnguinal herni enürezis olanlarda %0,6, olmayanlarda %0,2 (P=0,001) ve inmemiş testis enürezis olanlarda %1,7, olmayanlarda %0,1 (P=0,001) tespit edildi. Enüretik çocuklarda sakral bölgede kıllanma, dermal sinüs, hiperpigmentasyon gibi bulguların oranı %11,7 (P=0,001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: MSE sıklığının literatüre göre Elazığ ilinde yüksek olduğu anlaşılmıştır. Sünnet olanlarda enürezis sıklığı azalırken, gelir düzeyi ile enürezis arasında ters ilişkinin olduğu tespit edildi. Enürezisin okul başarısını azalttığı belirlendi. Ayrıca enürezis, ailede epilepsi öyküsü, kardiyak üfürüm, inguinal herni, inmemiş testis, sakral bölgede kıllanma, dermal sinüs ve hiperpigmentasyon gibi patolojilerle daha fazla sıklıkla bulunmaktadır.

INTRODUCTION: With this study, it was aimed to reveal the frequency of monosymptomatic enuresis (MSE) and factors affecting MSE in school children aged 7-12 years in Elazığ city.

METHODS: In our study, a total of 1888 students, including 945 boys and 943 girls aged between 7-12, were included with the simple random sampling method. In our study, a questionnaire containing factors that might affect enuresis was used. Detailed histories of all cases were taken, physical examinations and laboratory examinations were performed. The findings were evaluated by the chi-square test.
RESULTS: MSE was detected in 352 (18.6%) of 1888 students. The frequency of MSE in boys was 20.8% (n=197) and 16.4% (n=155) in girls (P=0.044). The rate of MSE was higher in children with a family history of epilepsy (6.8%) compared to those without (3.4%) (P=0.013). The monthly income level of families of enuretic children is below the minimum wage in 53.1% (n=186), between the minimum wage and twice its amount in 34.9% (n=122), and more than twice the minimum wage in 12.0% (n=42) of the families. (P=0.027). MSE was present in 18.8% of circumcised and 27.2% of non-circumcised children. Cardiac murmur was found in 4.3% of enuretic and 0.3% of nonenuretic patients (P=0.001). Inguinal hernia enuresis was detected in 0.6%, of enuretic, and in 0.2% (P=0.001) of nonenuretic, patients. While undescended testicular was found in 1.7% of enuretic, and in 0.1% of nonenuretic patients (P=0.001). Sacral hair growth, dermal sinus, and hyperpigmentation was encountered in 11.7% of enuretic children (P=0.001).
DISCUSSION AND CONCLUSION: It has been understood that the incidence of MSE is higher in Elazig Province, according to the literature. While the frequency of enuresis decreased in circumcised patients, an inverse relationship was detected between income level and enuresis. It was determined that enuresis decreased school success. In addition, enuresis is more common with pathologies such as family history of epilepsy, cardiac murmur, inguinal hernia, undescended testicle, sacral hair growth, dermal sinus and hyperpigmentation.

5.
Diyarbakır’da bir ilkokulda fonksiyonel konstipasyon sıklığı ve dikkat çeken etiyolojik faktörler
Functional constipation frequency and prominent etiological factors in a primary school in Diyarbakır
Muhammet Asena, Tülin Öztaş
doi: 10.5222/JTAPS.2020.75983  Sayfalar 91 - 96
GİRİŞ ve AMAÇ: Fonksiyonel kabızlık çocukluk çağında sık görülen gastrointestinal bir problemdir. Fonksiyonel kabızlık tanısı için son yıllarda Roma IV kriterleri önerilmiştir. Bu çalışmanın amacı Roma IV kriterlerini kullanarak ilkokul çocuklarında fonksiyonel kabızlık sıklığını belirlemek ve fonksiyonel kabızlıkla ilişkili faktörleri değerlendirmektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu prospektif epidemiyolojik çalışma Ocak 2019-Şubat 2019 tarihleri arasında Diyarbakır merkezinde bir ilkokulda yaşları 6-10 yıl arasında değişen 535 öğrenci ile gerçekleştirildi. Toplam 1000 öğrenciye üç farklı bölümden oluşan veri toplama formları dağıtıldı. Birinci bölümde yaş, cinsiyet, boy, kilo, anne eğitim düzeyi, ailenin ekonomik durumu değerlendirildi. İkinci bölümde yemek yeme alışkanlığı, fiziksel aktivitelere katılım, televizyon veya bilgisayar başında oturarak geçirilen süre, tuvaleti istemli olarak erteleme, üçüncü bölümde Roma IV kriterleri ve okul tuvaletinin kullanılması sorgulandı.
BULGULAR: Roma IV kriterlerine göre fonksiyonel kabızlık sıklığı %24,8 idi. Yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, anne eğitim düzeyi, ailenin ekonomik düzeyi, fiziksel aktivite ve televizyon izleme süresi fonksiyonel kabızlık ile ilişkili değildi (p>0,05). Az sebze meyve, fazla düşük lifli besin tüketimi ve okul tuvaletini kullanmama fonksiyonel kabızlık ile ilişkili idi (p<0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sebze meyve tüketimi az olan, okul tuvaletini kullanmayan ilkokul çocuklarında fonksiyonel kabızlık daha fazla görülmektedir.
INTRODUCTION: Functional constipation is a frequently seen gastrointestinal problem in childhood. Rome IV criteria have been proposed in recent years for the diagnosis of functional constipation. The objective of this study is to evaluate frequency of functional constipation in primary school children using the Rome IV criteria and to evaluate the factors associated with functional constipation.
METHODS: A primary school was chosen in the center of Diyarbakır Province was chosen between January 2019 and February 2019 for a prospective cross-sectional epidemiological study. A total of 535 cases aged 6-10 years were included in the study. Data collection forms consisting of three parts were distributed to 1.000 students. In the first part, age, gender, height, weight, maternal education level, family economic level were evaluated. In the second part, the habit of eating, participating in physical activities, the time spent sitting in front of TV or computer, delaying the need to use toilet voluntarily, and in the third section, the criteria of Rome IV and the use of the school toilet were questioned.
RESULTS: The incidence of functional constipation according to the Rome IV criteria was 24.8 percent. No statistically significant relationship was determined in respect of age, gender, body mass index, maternal education level, family economic level, physical activity or time spent on watching television. There was a statistically significant relationship between consumption of few vegetables and fruits, food with very low fiber content and not using school toilets and functional constipation (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Functional constipation is more common in primary school children who have low consumption of vegetables and fruits and who do not use the school toilet.

6.
Kızlarda inguinal herni kesesinin laparoskopik koterizasyonu: Burnia tekniği
Laparoscopic cauterization of hernia sac in girls; the Burnia technique
Sabriye Dayı
doi: 10.5222/JTAPS.2020.77598  Sayfalar 97 - 100
GİRİŞ ve AMAÇ: İnguinal herni onarımı Çocuk Cerrahisinde en sık yapılan cerrahi işlemlerden birisidir. Tıp alanındaki ilerlemelere paralel olarak inguinal herni onarımında da çok çeşitli laparoskopik teknikler geliştirilmiştir. Burnia tekniği; yayınlanmış son tekniklerden biri olup, kız çocuklarında sütür kullanmadan laparoskopik olarak inguinal herni kesesinin koterizasyonudur. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’den henüz kullanımıyla ilgili bir yayına rastlanmayan Burnia tekniğinin pratikte kullanımının ve postoperatif sonuçlarının incelenmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Retrospektif olarak Burnia tekniği ile tek merkezde, tek cerrah tarafından ameliyat edilmiş 41 kız çocuğunun demografik özellikleri, preoperatif, peroperatif, postoperatif ve takip sonuçları, komplikasyonları sunuldu. Laparoskopik birinci olarak umbilikal 30 derece Hasson tekniği ile yerleştirilmiş kamera ve ikinci olarak da herni kesesinin koterizasyonu için tek port kullanılmıştır. Herni kesesi karın içine doğru çekilerek koterize edilmiştir.
BULGULAR: Burnia tekniği 41 kız çocuğundaki 62 inguinal herni kesesine uygulandı. Yaşları 1,5 ay-16 yaş (ortanca 36 ay), ağırlıkları 3,5 kg-40 kg (ortanca 12 kg) aralığında idi. Preoperatif 15 hasta sağ inguinal herni (%37), 19 hasta sol inguinal herni (%46), 7 hasta bilateral inguinal herni (%17) idi. Ameliyat esnasında tek taraflı inguinal hernilerin 14’ünde karşı tarafında da fıtık kesesi olduğu görülmüş, çift taraflı fıtık oranı %51’e yükselmiştir. Bir hastada overin inguinal kanalda olduğu gözlenmiş, redükte edildikten sonra ameliyatı yapılmıştır. Bir hastada beklenmedik şekilde sağ over torsiyonu saptanmış, detorsiyone edilip aynı seansta fıtık ameliyatı yapılmıştır. Ameliyat süresi tek taraflı fıtık için 5-35 dk. (ortanca 15 dakika), çift taraflı fıtıklarda 8-45 dk. (ortanca 20 dakika) idi. Bu hastaların hiçbirinde peroperatif ve postoperatif komplikasyon gelişmedi. Takip süresi minimum 10 ay, maksimum 3 sene idi. Rekürrens saptanmadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Burnia tekniği effektif ve emniyetli olmakla birlikte bu teknik ile karşı taraf ve intraabdominal diğer patolojiler saptanmaktadır. Kozmetik görünüm bir diğer avantajıdır. İşlem olarak sadece herni kesesinin koterizasyonu olması nedeniyle ameliyat süresi olarak oldukça kısadır. Bu teknik ile diğer laparoskopik tekniklerin karşılaştırılması ileriki çalışmada planlanmıştır.
INTRODUCTION: Inguinal hernia repair is one of the most common surgical procedures in pediatric surgery. In parallel with the advances in the field of medicine, various laparoscopic techniques have been developed in inguinal hernia repair. The Burnia technique is one of the latest published techniques and it is the cauterization of the inguinal hernia sac laparoscopically without using sutures in girls. The aim of this study is the investigation of the use of Burnia technique in clinical practice, and its postoperative outcomes. Any article concerning the use of this technique in Turkey has not been encountered.
METHODS: The demographic features of patients, preoperative, peroperative, postoperative and follow-up results of 41 patients who had been operated with Burnia technique by a single surgeon within 2 years were reviewed retrospectively. Laparoscopically, the camera was first placed at an inclination of 30 degrees to the umbilical region using Hasson technique, and then, a single port was used for cauterization of the hernia sac. The Hernia sac was pulled into the abdominal cavity and cauterized.
RESULTS: Burnia technique was applied to 62 inguinal hernia sacs in 41 girls. Their ages ranged from 1.5 to 16 years (median 36 months) with body weights ranging between 3.5 kg-40 kg (median 12 kg). Preoperatively 15 patients had right (37%), 19 patients left (46%), 7 patients bilateral inguinal hernias (17%). During surgery, 14 of the unilateral inguinal hernias were found to have a hernia sac on the contralateral side, and the rate of bilateral hernia increased to 51 percent. In one patient ovary was in the inguinal canal, and after its reduction, we proceeded with the operation Unexpectedly. in one patient, right ovarian torsion was detected which was detorsioned, and hernia surgery was performed in the same session. The duration of the operation was 5-35 min (median 15 min) for unilateral and 8-45 min (median 20 minutes) for bilateral hernias. None of these patients developed peroperative and postoperative complications. Follow-up time was minimum 10 months, and maximum 3 years. Recurrence was not detected.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Burnia technique seems to be effective and safe. The contralateral side and other intra-abdominal pathologies are explored. The cosmetic appearance is its another advantage. The operation time is very short due to the fact that only the hernia sac is cauterized. Comparison of this technique with other laparoscopic techniques is planned in the future study.

7.
Çocuklarda kasık fıtığı onarımında açık teknik ve perkütan internal ring sütürizasyon tekniğinin karşılaştırılması
Ergun Ergün, Ufuk Ates, Kutay Bahadır, Firat Sertturk, Bahtiyar Mehdi, Gülnur Göllü, Aydın Yağmurlu
doi: 10.5222/JTAPS.2020.04875  Sayfalar 101 - 106
GİRİŞ ve AMAÇ: Laparoskopik kasık fıtığı onarımı çocuk cerrahları tarafından son zamanlarda tercih edilen cerrahi yaklaşım olmuştur. Bu çalışmanın amacı, kasık fıtığı olan çocuklarda açık ve laparoskopik onarımın komplikasyon ve nüks açısından karşılaştırılmasıdır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Laparoskopik perkütan internal ring süturizasyon (PIRS) tekniği ile ve açık yüksek bağlama yöntemi ile kasık fıtığı ameliyat edilen hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastaların dermografik verileri, ameliyat detayları ve ameliyat sonrası görülen komplikasyonları retrospektif olarak tarandı.
BULGULAR: Çalışmaya 246 hasta dahil edildi. Hastaların 113’üne laparoskopik kasık fıtığı onarımı, 133’üne açık kasık fıtığı onarımı prosedürü uygulandı. Laparoskopik gruptaki hastaların yaş ortalaması 27.7 ay (1-192 ay) ve açık gruptaki hastaların yaş ortalaması 27,5 ay (1-156 ay) olarak saptandı. Açık ameliyat edilen hastaların 104’üne ameliyat sırasında tanısal laparoskopi ile karşı taraf kontrolü yapıldı ve bu hastaların 33’ünde karşı tarafta fıtık saptanması üzerine karşı taraf kasık fıtığı onarımı yapıldı. Laparoskopik ameliyat edilen hastaların %2,6 (n=3)’sında, açık ameliyat edilen hastaların ise %3,7 (n=5)’sinde nüks izlendi. Laparoskopik ameliyat edilen hastaların 2’sinde müdahele gerekmeden düzelen hematom ve 1’inde hidrosel görüldü. Açık ameliyat edilen 4 hastada iyatrojenik inmemiş testis ve 1 hidrosel gözlendi. Laparoskopik ameliyat edilen hastaların takip süresi 13,2 ay, açık ameliyat edilen hastaların takip süresi 74 aydı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Laparoskopik kasık fıtığı onarımı; nüks ve komplikasyonlar açısından açık onarım ile karşılaştırılabilir sonuçlara sahiptir. Nüks ve komplikasyon risklerinde artış olmadan tüm olgularda karşı tarafın değerlendirilebilmesi ve hastaların skarsız ameliyat edilebilmesi laparoskopik yöntemin avantajları olarak sayılabilir.

OLGU SUNUMU
8.
Posterior üretral valvin nadir bir klinik bulgusu: Tekrarlayan epididimo-orşit
A rare clinical finding of posterior urethral valve: Recurrent epididymo-orchitis
Serdar Moralıoğlu, Sırma Mine Tilev, Oktav Bosnalı, Ayşenur Celayir
doi: 10.5222/JTAPS.2020.71676  Sayfalar 107 - 110
Tekrarlayan epididimo-orşit, çocuklarda nadir görülen bir durumdur. Posterior üretral valv gibi infravezikal obstrüksiyon nedenlerinin çocuklarda tekrarlayan epididimo-orşite neden olabileceği akılda tutularak yapılacak detaylı ürogenital sistem incelemesi, esas patolojinin tanısı ve tedavisi için önemlidir. Burada, tekrarlayan epididimo-orşit atakları ile bulgu veren bir posterior üretral valv olgusu sunulmuştur.
Recurrent epididymo-orchitis is a rare condition in children. Considering that obstructive infravesical pathologies, such as posterior urethral valves, may cause recurring epididymo-orchitis in children, a thorough examination of the genito-urinary system will prove essential for the diagnosis and treatment of the main pathology. We herein present a case of posterior urethral valve presenting with recurrent episodes of epididymo-orchitis.

9.
Transvers testiküler ektopi ve inkarsere inguinal herni birlikteliği: Nadir görülen bir olgu sunumu
Coexistence of transvers testicular ectopia and incarcerated inguinal hernia: A rare case report
Ahmet Hikmet Şahin
doi: 10.5222/JTAPS.2020.24482  Sayfalar 111 - 114
Transvers testiküler ektopi nadir bir konjenital anomalidir. Bu anomalide, her iki testis aynı skrotum yarısında veya inguinal kanalda bulunur. Genellikle 4 yaş civarında ve sağ tarafta saptanır. Bu makalede, inkarsere inguinal herni ve transvers testiküler ektopi birlikte saptanan bir hasta sunulmuştur. Bu nadir hastalığın farkında olmak ve yenidoğan döneminde erkek bebeklerin genitoüriner muayenesinin yapılması, transvers testiküler ektopi tanısındaki en önemli noktalardır.
Transverse testicular ectopia is a rare congenital anomaly in which both testes are located in the same hemiscrotum or inguinal region. The mean age at presentation was reported as 4 years. It is more common on the right side. We here report a case with incarcerated inguinal hernia and transverse testicular ectopia. The most important points in the diagnosis of transverse testicular ectopia are to be aware of this infrequent malformation and performing genitourinary examination of male newborns.

10.
Literatürden
From the Literature

Sayfa E1
Makale Özeti | Tam Metin PDF

11.
Yazar Dizini
Author Index

Sayfa E2
Makale Özeti | Tam Metin PDF

12.
Konu Dizini
Subject Index

Sayfa E3
Makale Özeti | Tam Metin PDF

 
 
Copyright © 2021 Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale