TR | ENG ISSN 2667-7024
 
Cilt : 35   Sayı: 2  Yıl : 2020

Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler Online Makale Gönder




 
: 31 (3)
Cilt: 31  Sayı: 3 - 2017
Özetleri Gizle | << Geri
ARAŞTıRMA
1.
Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği Temel Eğitim Etkinlikleri: 10 yıllık bakış
Turkish Association of Pediatric Surgeons Basic Educational Activities: 10 years survey
Tutku Soyer, Cem Boneval, Ahmet Çelik, Çiğdem Ulukaya Durakbaşa, Cüneyt Günşar, Ayşe Karaman, Abdulkerim Temiz
doi: 10.5222/JTAPS.2017.081  Sayfalar 81 - 88
Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği (TÇCD) Temel Eğitim Etkinlikleri (TEE) uzmanlık öncesi eğitimin standardizasyonu ve yaygınlaştırılması amacıyla ilk kez 2007 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Kurslar Yenidoğan Cerrahisi, Çocuklarda Cerrahi Göğüs Hastalıkları, Karın ve Kolon-Rektum Cerrahisi, Çocuklarda Onkolojik Cerrahi, Çocuk Ürolojisi, Çocukluk Çağı Travmalarında İleri Yaşam Desteği ve Çocuklarda Temel Endoskopik Cerrahi olmak üzere yedi başlıkta yapılmaktadır. TEE kapsamında yapılan kursların 10 yıllık sürede çocuk cerrahisi eğitimine katkısını değerlendirmek amacıyla geriye dönük bir çalışma planlanmıştır.
On yıllık sürede toplam 41 kurs düzenlenmiştir. Kurslar, son haliyle önce e-kurs olarak internet üzerinden kursiyerlerin erişimine açılmış, sonrasında iki günlük etkileşimli kurslar yapılmıştır. Kurslar boyunca toplam 344 eğitici ve 634 kursiyer eğitimlere katılmıştır.
Standardize e-kurslar, görsel ve yazılı eğitim materyalleri ile TÇCD-TEE sürekliliği sağlanarak uzmanlık dernekleri eğitim faaliyetleri içerisinde örnek bir eğitim modeli olmuş ve başarı ile 10 yıldır yürütülmektedir. Derneğimiz yönetim kurullarının, eğitim kurullarının ve değerli eğiticilerimizin özverili katkıları ile devam eden TEE'nin ülkemizde çocuk cerrahisi eğitiminin gelişimine ve standardizasyonuna önemli katkılar sağladığını düşünmekteyiz.
The Turkish Association of Pediatric Surgeons (TAPS) launched in 2007 a Basic Educational Activities (BEA) program with the aim to standardize and emphasize basic principles of pediatric surgical training. Several courses including Newborn Surgery, Pediatric Thoracic Surgical Diseases, Abdomen and Colorectal Surgery, Pediatric Oncologic Surgery, Pediatric Urology, Advanced Life Support for Childhood Trauma and Basic Endoscopic Surgery have been done. A retrospective study was performed for the last ten years to evaluate the results and role of BEA on pediatric surgical training.
A total of 41 courses have been organized. A web based program preceded the two day interactive courses. During 10 years 345 trainers and 634 trainees have participated in the educational program.
Having been successfully organized for the last ten years TAPS BEA is an excellent example of an educational program using e-courses, standardized visual and published materials and being performed in continuity. With devotional efforts of our associations’ executive committees, educational committees and trainers, BEA has an important impact on standardization and development of pediatric surgery in our country.

2.
Çocuk cerrahları ve Whatsapp: Anlık mesajlaşma yazılımının çocuk cerrahisinde günlük kullanımı ile ilgili ilk izlenimler
Pediatric surgeons and Whatsapp: Fırst impressions of daily use of communication software in pediatric surgery
Şenol Emre, Rahşan Özcan, Arın Celayir, Sinan Celayir
doi: 10.5222/JTAPS.2017.089  Sayfalar 89 - 94
GİRİŞ ve AMAÇ: Bir anlık iletişim programı olan WhatsApp sağlık prfesyonellerinin günlük rutinlerine girmiştir. Whtasappın birçok avantajına karşılık bazı potansiyel sorunlar da olasıdır. Bu çalışmada çocuk cerrahları arasında Whatsapp kullanımının sosyal, tıbbi ve günlük kullanım rutinlerini ve risk konusundaki düşünceleri araştırılmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Katılımcılara 10 ana sorudan oluşan bir anket verilerek Whatsapp kullanımına ilişkin tutumları sorgulandı. Yaş, cinsiyet, mesleki statü, çalışılan kurum, Whatsapp kullanım yöntemi ve bu programın kullanımı ile llgili avantaj ve dezavantajlara yönelik düşünceleri ve gelecek beklentileri sorgulandı. Veriler SPSS 22.0 kullanılarak istatistiksel olarak analiz edildi.

BULGULAR: 52 çocuk cerrahı anketi yanıtladı. (K/E: 23/29). Avantaj olarak belirtilen ana noktalar kolay iletişim ve meslektaşlar ile kolay konsültasyon olanağı (n: 42) grup mesajları ve hasta hakkında bilgilendirme olanağı (n: 34) medikal görüntülerin paylaşımı (n: 28) idi. Ana dezavantaj noktaları ise zman kaybı (n: 14) tıbbi, etik ve yasal riskler (n: 13) ve özel hayatın ihlaline yönelik çekinceler idi (n: 12).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Whatsapp çocuk cerrahları tarafında günlük kullanımda önemli yer edinmiştir. Bunula birlike birçok çocuk cerrahı olası bazı riskleri gözardı etmektedir.
INTRODUCTION: Introduction: Whatsapp, a communication software program has been instrumental in medical professionals’ daily routines. Beyond WhatsApp’s many advantages, some potential risks in its use for medical purposes exist. Here, we investigated WhatsApp use among pediatric surgeons in terms of daily social and medical life routines and risk awareness.

METHODS: Using a questionnaire comprising 10 main queries, we investigated the participants' WhatsApp habits. Age; sex; professional status; type of working hospital; social media and WhatsApp use; the purpose, place, and type of WhatsApp use; and opinions regarding the advantages and disadvantages of personal use were all obtained, along with expected future implementations. SPSS 22.0 was used for statistical data analysis.
RESULTS: Fifty-two pediatric surgeons working in Turkey were the participants (29 M, 23 F). The main advantages noted by the participants were easy communication between colleagues for consultation (n: 42), group messaging and short briefing (n: 34), and instant sharing of medical images (n: 28). The main disadvantages were time loss (n: 14); medical, ethical, and legal issues (n: 13); and potential privacy act infringement (n: 12).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Whatsapp use in pediatric surgeons’ daily routines is significant. However, most pediatric surgeons seem unaware of the potential risks of mobile medical communication methods.


3.
Okul Tatili Dönemlerinin Çocuk Cerrahisi Polikliniğimize Başvuran Olguların Nicel ve Nitel Özelliklerine Etkisi* (*25-28 Ekim 2017 tarihinde Edirne’de yapılan 36. Ulusal Çocuk Cerrahisi Kongresi’nde sözlü bildiri olarak sunulmuştur)
Effect of School Holiday Periods on Quantitave and Qualitative Characteristics of Cases Admitted to Our Pediatric Surgery Policlinic*
Güngör Karagüzel, Sadık Abidoğlu, Cem Boneval, Mustafa Melikoğlu
doi: 10.5222/JTAPS.2017.095  Sayfalar 95 - 98
GİRİŞ ve AMAÇ: Çocuk cerrahisi polikliniğine başvuran olguların sayı ve niteliklerinin dönemsel olarak değiştiği gözlenmekle birlikte bu konudaki güncel bilgilerimiz oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada polikliniğimize başvuran olguların okul tatili dönemleri göz önüne alınarak irdelenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmada hastaların polikliniğimize başvuru dönemleri birer haftalık üç gruba ayrılmıştır. Grup 1: Yarıyıl tatil dönemi (Ocak 2017). Grup 2: Eğitim-öğretimin aktif olduğu dönem (Nisan 2017). Grup 3: Yaz tatili dönemi (Haziran 2017). Her bir gruptaki hastaların sayı, cinsiyet, yaş ve başvuru nedenleri (hastalıklar) incelenmiştir.
BULGULAR: Çalışmamızda toplam 399 olgu değerlendirildi. Grup 1’de 175, grup 2’de 70 ve grup 3’de 154 olgu vardı (p<0,001). Her bir gruptaki erkek olgu sayısı kız olgulardan anlamlı olarak fazlaydı (p<0,001). Tüm gruplar yaş dağılımı açısından benzer özelliklere sahip olup en fazla başvurunun 0-6 yaş aralığında, en az başvurunun ise 15-18 yaş aralığında olduğu görülmüştür (p<0,001). Olgular, başvuruya yol açan hastalıklar açısından değerlendirildiğinde, genitoüriner hastalıkların oranı Grup 1’de %54 (%20’si sünnet istemi), Grup 2’de %50 (%1’i sünnet istemi) ve Grup 3’de %53 (%23’ü sünnet istemi) olarak saptanmıştır. Gastrointestinal sistem ve inguino-skrotal hastalıklarının sıklığı ise %10-20 arasında değişmiştir
TARTIŞMA ve SONUÇ: Okul tatili dönemlerinde polikliniğimize başvuran olguların sayısında sünnet istemlerinden kaynaklanan ciddi bir artış saptanmıştır. Genitoüriner sistemle ilgili hastalıklar başta eğitim-öğretimin aktif olduğu dönem olmak üzere tüm dönemlerde en sık başvuru nedeni olmuştur. Poliklinikte çalışan hekim ve yardımcı sağlık personellerinin sayı ve niteliklerinin, bu dönemsel özellikler ve başvuru nedenleri dikkate alınarak planlanmasının sağlık hizmetinin kalitesi açısından yararlı olacağını düşünüyoruz.
INTRODUCTION: Although it is observed that the number and characteristics of policlinic patients in pediatric surgery changes periodically, our current knowledge upon this subject is very limited. In this study, it was aimed to analyze the cases that admitted to our policlinic by considering the school holiday periods.
METHODS: In this study, patient admission periods were divided into three groups of one week. Group 1: Semester holiday (January 2017). Group 2: The period in which education is active (April 2017). Group 3: Summer holiday period (June 2017). The number, age and sex of the cases, and the reason for admission (disease) in each group were investigated.
RESULTS: A total of 399 cases were evaluated in our study. There were 175 cases in group 1, 70 in group 2 and 154 in group 3 (p<0.001). In each group, also, the number of boys was significantly higher than girls (p<0,001). Although all groups had similar age distribution, it was found that most policlinic admission occurred at age range of 0-6 year-old with least one at 15-18 year-old (p<0,001). When the reasons for admissions were considered, rates of genitourinary disorders were 54% in group 1, 50% in group 2 and 53% in group 3 with circumcision requests of 20%, 1% and 23%, respectively. Frequency of gastrointestinal and inguinal disorders was ranged between 10 and 20%.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The number of patients who admitted to our policlinic during school holiday periods increased significantly because of circumcision requests. Diseases related with genitourinary system were the most frequent cause of admission in all periods, especially in educational semesters. We think that to arrange the number of in-department personnels by considering their qualifications, periodic characteristics and reason for admission may be useful from point of quality of health service.

4.
Değişik yöntemlerin uygulandığı hipospadias olgularında bir cerrahın deneyimi
In hypospadias cases with different tecniques applied: One surgen experience
Canan Kocaoğlu
doi: 10.5222/JTAPS.2017.099  Sayfalar 99 - 104
GİRİŞ ve AMAÇ: Değişik yöntemlerle onarımı yapılmış hipospadias olgularının tarihsel olarak üç dönemde yöntem değişikliğinin ve sonuçlarının irdelenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tek cerrah tarafından 2001-2015 yılları arasında hipospadias onarımı yapılan yaş ortalaması 5.18yaş (2ay-17yaş) olan 315 olgu geriye dönük olarak incelendi. Olgular tarihsel olarak kullanılan teknikler itibari ile üç gruba ayrıldılar. Grup 1 (2001-2008): TIPU yapılmayan olgular ( MAGPI, Mathieu, GAP, Pyramid, Duckett, onlay ada flebi) dönemi. Grup 2 (2009-2011): Hem TIPU hem diğer yöntemlerle (MAGPI, Mathieu, GAP, Pyramid, Duckett, onlay ada flebi) ameliyat edilenler dönemi. Grup 3 (2012-2015): Sadece TIPU uygulanan olgular dönemi.
BULGULAR: Olguların çoğu distal hipospadias 252 (%80) idi. Distal tip hipospadias olgularının 99’una TIPU, 77’sine MAGPI, 39’una Mathieu, 22’sine GAP, 11’ine Pyramid, 4’üne onlay ada flebi yöntemleri uygulanmıştır. Midşaft tipte, 19’una TIPU, 17’sine onlay ada flebi, 16’sına Mathieu yöntemi uygulanmıştır. Proksimal tipte 7’sine TIPU, 3’üne Duckett yöntemi, 1’ine onlay ada flebi uygulanmıştır. Üretral fistül ve meatal stenoz görülme oranı distal hipospadiasta %7,14 iken midşaft hipospadiasta %15.38, ve proksimal hipospadiasta %27.27’dir. Distal hipospadiaslarda TIPU ile onarımda diğer tekniklere göre meatal stenoz anlamlı olarak fazla görülürken midşaft ve penoskrotal hipospadiaslarda TIPU ile onarımda üretral fistül diğer tekniklere göre anlamlı olarak az görülmüştür. İstatiksel olarak 1 yaş ve altında opere edilen olgular ile 1 yaşın üzerinde opere edilenler arasında üretral fistül ve meatal stenoz açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Hipospadias onarımı her hangi bir yaşta yapılabilir, fakat skar açısından 1 yaşın altında yapılması uygundur. TIPU ile onarım hem kolay hemde meatal görünüm ve fistül gibi komplikasyonlar açısından diğer tekniklerden üstündür; ancak distal hipospadiaslarda meatal stenoz gelişmemesi için dikkatli olunmalıdır.
INTRODUCTION: To reveal alterations and results of hypospadias cases repaired with different techniques and performed in three different periods.
METHODS: Between 2001-2015, files of 315 patients (mean age 5.18 years; 2 months-17 years) operated due to hypospadias by the single surgeon were retrospectively reviewed. Cases were classified into three groups based on techniques used in different times as group 1 (2001-2008) operated without TIPU ( MAGPI, Mathieu, GAP, Pyramid, Duckett and onlay island fleb), group 2 (2009-2011) operated with TIPU and other techniques (MAGPI, Mathieu, GAP, Pyramid, Duckett and onlay island fleb) and group 3 (2012-2015) operated with only TIPU.
RESULTS: Of all cases, 252 (80%) were distal hypospadias. Of distal hypospadias, 99 were repaired with TIPU, 77 with MAGPI, 39 with Mathieu, 22 with GAP, 11 with pyramid and four with onlay island fleb. Of midshaft types, 16, 19 and 17 cases were repaired with Mathieu, TIPU and onlay island fleb, respectively. Among proximal types, seven, three and one cases were repaired with TIPU, Duckett and onlay island fleb techniques, respectively.
While the rate of uretral fistula and meatal stenosis was 7.14% in distal hypospadias, the rate was 15.38% in midshaft hypospadias and 27.27% in proximal type. Although meatal stonosis was seen significantly higher in distal hypospadias through repairing with TIPU, uretral fistulas were witnessed significantly lower in midshaft and penoscrotal hypospadias with TIPU repair than other techniques. No statistically significant difference was observed between those operated at ≤1year and >1year according to uretral fistulas and meatal stenosis (p>0.05).

DISCUSSION AND CONCLUSION: Hypospadias can be repaired at any age, but should be operated before <1 year because of scarring. Repairment through TIPU is superior to other techniques because of meatal appearance and complications such as fistulas; however, maximum effort should be paid to prevent the development of meatal stenosis in distal hypospadias.

5.
Çocukluk Çağında Laparoskopik Kolesistektomi
Laparoscopic Cholecystectomy In Childhood
Mehmet Mert, Tunç Özdemir, Ali Sayan, Gökhan Köylüoğlu
doi: 10.5222/JTAPS.2017.105  Sayfalar 105 - 107
GİRİŞ ve AMAÇ: Çocuklarda safra kesesi taşları yetişkinlere göre çok daha az görülmektedir. Günümüzde safra kesesi taşı saptanan çocuk sayısı gittikçe artmakta ve genellikle etiyolojide de herhangi bir unsur saptanamamaktadır. Bu çalışmada kolelitiyazis nedeniyle laparoskopik kolesistektomi yapılmış olan hastalar incelenmiştir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kliniğimizde ocak 2010 ile mayıs 2017 tarihleri arasında kolelitiyazis nedeniyle laparoskopik kolesistektomi uygulanmış olan hastalar demografik özellikleri, ultrasonografik bulgular, etiyolojik unsurlar ve komplikasyonlar açısından geriye dönük olarak incelenmiştir.
BULGULAR: Belirlenen zaman aralığında 42 hastaya kolelitiyazis nedeniyle laparoskopik kolesistektomi uygulanmıştır. Hastaların 24’ü kız, 18’i erkektir. Yaş ortalaması 14’tür (3-17 yaş). Preoperatif ultrasonografide 8 hastada safra kesesinde tek taş görülmüş iken, 34 hastada küçük çoklu taşlar görülmüştür. Etiyolojik araştırmada; üç hastada talasemi, iki hastada hiperkolesterolemi, bir hastada herediter sferositoz, bir hastada da glukoz-6-fosfat dehidrogenaz(G6PD) enzim eksikliği saptanmıştır. Kalan 35 hastanın 12’sinin aşırı kilolu olması dışında özellik yoktur. Ayrıca iki hastada ise morbid obezite nedeniyle sleeve gastrektomi sonrasında kolelitiyazis geliştiği saptanmıştır. Hastaların tümüne laparoskopik kolesistektomi uygulanmıştır. Bir hastada teknik sıkıntılar dolayısı ile açık kolesistektomiye geçilmiştir. Bir hastada koledok yaralanması gerçekleşmiş ve bu hastaya Roux-en-Y hepatikojejunostomi uygulanmıştır. Hiçbir hasta kaybedilmemiş ve hastaların uzun dönem takiplerinde sorun yaşanmamıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çocukluk çağında kolelitiyazis gittikçe artan bir sıklıkla görülmektedir. Yeme alışkanlıkları ve aşırı kilo etiyolojide etkili görünmektedir. Yetişkin hastalarda olduğu gibi kolelitiyazisli çocuklarda da laparoskopik kolesistektomi güvenli bir cerrahi yöntemdir.
INTRODUCTION: Cholelytiasis is less frequently seen in children than adults. Recently, number of children with cholelytiasis are increasing and in some of these patients no etiologic factor can be detected. In this study, children with cholelytiasis who underwent laparoscopic cholecystectomy were analyzed.
METHODS: Medical records of children who underwent laparoscopic cholecystectomy between january 2010 and may 2017 were analyzed retrospectively. Demographics, ultrasonographic findings, etiologic factors and complications were recorded.
RESULTS: During the time period stated above, 42 children underwent laparoscopic cholecystectomy because of cholelytiasis. Twenty-four of patients were girls and eighteen were boys. Mean age was 14(3-17 years). Preoperative ultrasonography revealed single stone in eight patients’ and multiple Stones in 34 patients’ gallbladder. As etiologic factors; three patients had thalassemia, two patients had hypercholesterolemia, one patient had hereditery spherocytosis an done patient had glucose-6-phosphate dehydrogenase(G6PD) deficiency. Among other 35 patients no etiologic factor was detectes other than obesity which was present in 12 patients. Besides two patients who underwent sleeve gastrectomy for morbid obesity were found to have cholelytiasis. All the patients underwent laparoscopic cholecystectomy. In one patient, convertion to open cholecystectomy was necessary because of technical difficulties. One patient required Roux-en-Y hepaticojejunostomy because of peroperative common bile duct injury. No death encountered. Long term follow up was uneventful in all patient.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Frequency of cholelytiasis is increasing gradually during childhood. Nutrition seems to rise as a major etiologic factor. Similar to adult patients, laparoscopic cholecystectomy is a safe surgical option in children with cholelytiasis.

6.
Hızlı Sünnet: Bir epidemiyolojik ve teknik araştırma
Rapid Circumcision: An epidemiological and technical research
Ali Erdal Karakaya, Ahmet Gökhan Güler, Ahmet Burak Doğan
doi: 10.5222/JTAPS.2017.108  Sayfalar 108 - 112
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada Kahramanmaraş ili ve çevresinde yoğun sünnet talebini karşılamak amacıyla Diyatermik Bıçak veya Termokoter olarak adlandırılan cihaz yardımıyla yapılan sünnet işleminin sonuçlarını sunmak ve sünnet literatürüne katkı sağlamak amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2012 ve Ocak 2016 tarihleri arasında toplam 2973 hastaya genel anestezi altında Diyatermik Bıçak kullanılarak ve glans korunarak giyotin yöntemiyle sünnet yapıldı. Ortalama yaş 25.1 ay idi.
BULGULAR: Ortalama işlem süresi 6,5 dk idi. Dört hastada sızıntı şeklinde kanama görüldü. Hiç bir hastada sünnete bağlı enfeksiyon ve cerrahi yaralanma görülmedi. Bir hastada sekonder fimozis gelişti ve 6 ay sonra tekrar ameliyata alınarak düzeltildi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sünnet işlemi mutlaka sağlık kuruluşlarında ve doktorlar tarafından yapılmalıdır. İlk bahar aylarında yaşanan yoğun talep hem hızlı hem de güvenli yöntemleri ön plana çıkarmaktadır. Komplikasyon oranı ve işlem süresi göz önüne alındığında Diyatermik Bıçak ile yapılan sünnet pratik ve güvenlidir.
INTRODUCTION: In this study, it was aimed to present the results of circumcision with the help of device called Diathermic Knife or Thermocother and to contribute to literature of circumcision in order to meet intense circumcision request in and around Kahramanmaraş.
METHODS: Between January 2012 and January 2016, a total of 2973 patients underwent circumcision under general anesthesia by guillotine method and preserving glans using a diathermic knife. The mean age was 25.1 month.
RESULTS: Mean operative time was 6,5 min. Bleeding was seen in four patients as leakage. None of the patients had circcumcision-related infections and surgical injuries. In one patient, secondary phimosis developed and after 6 months it was re-operated and corrected.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Circumcision must be done by doctors in health institutions. The intense demand in spring months brings both fast and safe methods to the fore. Circumcision with diathermic knife is practical and safe when considering complication rate and duration of operation.

7.
Preadölesan ve adölesan erkeklerde laparoskopik varikosel ligasyonu ile mikroskopik varikoselektominin karşılaştırılması
Comparison the outcomes of laparoscopic varicocele ligation and microscopic varicocelectomy in preadolescent and adolescent boys
Ahsen Karagözlü Akgül, Murat Uçar, Nizamettin Kılıç, Emin Balkan
doi: 10.5222/JTAPS.2017.113  Sayfalar 113 - 117
GİRİŞ ve AMAÇ: Prepubertal hastalarda varikosel tedavisi tartışmalıdır. Açık cerrahi (mikroskopi yardımlı veya değil) veya laparoskopik teknikler tedavide kullanılan cerrahi yöntemlerdir. Bu çalışmada mikroskopik ve laparoskopik varikoseletominin sonuçlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: 2003-2015 yılları arasında varikosel tedavisi yapılmış olan hastalar geriye dönük olarak iki grupta değerlendirildi. Laparoskopik varikosel ligasyonu (LVL) yapılan hastalar grup 1’e, mikroskopik varikoselektomi(MV) yapılan hastalar grup 2’ye alındı. Operasyon süresi, başarı oranı ve komplikasyonlar açısından iki grup karşılaştırıldı. Fisher’s exact test, Mann-Whitney U test ve bağımsız örneklem T testi istatistik analiz için kullanıldı.
BULGULAR: Grup 1’de 30 hasta, grup 2’de 13 hasta olmak üzere 43 hasta çalışmaya alındı. Yaş ortalaması 13,2 yıl idi. 40 hastada sol tarafta, 3 hastada sağ tarafta saptandı. Gruplar arasında yaş, taraf ve varikosel derecesi açısından anlamlı fark yoktu. Ortanca operasyon süresi grup 1’de 55 dakika ( 35-70dk), grup 2’de 50 dakika (40-80dk) saptandı. Hidrosel, LVL grubundaki 3 hastada görüldü. Skrotal hematom MV grubundaki bir hastada görüldü. Postoperatif testis volüm kaybı grup 1’de 3 hastada, grup 2’de 1 hastada, toplam 4 hastada görüldü. Postoperatif yara yeri enfeksiyonu veya nüks hiçbir hastada görülmedi. Gruplar arasında sonuçlar veya komplikasyonlar açısından anlamlı bir fark bulunmadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Laparoskopik varikosel ligasyonu grubunda daha uzun operasyon süresi, daha fazla postoperatif hidrosel ve testis volüm kaybı görülse bile gruplar arasında istatistik olarak anlamlı fark yoktu. Sonuçlar preadölesan ve adölesan hastalarda her iki yöntemin de etkin seçenekler olduğunu göstermiştir.


INTRODUCTION: Surgical treatment of varicocele is controversial in prepubertal boys: Open approach (microscopy assisted or not) and laparoscopic techniques are using for treatment. The aim of the study is to compare the outcomes of microscopic and laparoscopic varicocelectomy.
METHODS: We compared two groups of prepubertal and pubertal patients who underwent surgical treatment for varicocele in our department between 2003 and 2015, retrospectively. Group 1 included boys who underwent laparoscopic unilateral varicocele ligation (LVL) and group 2 included patients who underwent unilateral microscopic varicocelectomy (MV). We compared the operative time, outcomes and complications between groups. Fisher’s exact test, Mann-Whitney U test and independent samples t test were used for statistical analysis.
RESULTS: We identified a total of 43 patient (mean age was 13.2 years), 30 in group 1 and 13 patients in group 2. Varicocele were detected on the left side in 40 patients and right in 3 cases. There was no difference between groups in terms of age, side and grade of varicocele at presentation. Median operative time in group 1 and 2 were 55 min (35-70 min) and 50 min (40-80 min), respectively. Scrotal hematoma was seen in one cases in MV group, and hydrocele were detected in 3 cases in LVL group. Postoperative impairment in testicular volume were detected in four cases, 3 in group 1 and 1 in group 2. There was no postoperative wound infection or recurrence in both groups. There was no statistically significant difference between groups in terms of outcomes and complications.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Although there were longer operative time, higher hydrocele ratio and more cases with postoperatively decreased testicular volume in LVL group, there was no statistically significant difference between groups. The findings of our study demonstrated that both procedures were effective options in correction of preadolescent and adolescent varicocele.

OLGU SUNUMU
8.
Türkiye’de Prepubertal Üretral Prolapsuslu İlk Çocuk Olgu
First child case of the prepubertal urethral prolapse in Turkey
Turan Yıldız, Aysel Yucak, Dilek Bingöl Aydın, Zekeriya İlçe
doi: 10.5222/JTAPS.2017.118  Sayfalar 118 - 120
Üretral prolapsus, distal üretral mukozanın eksternal meadan sirküler bir şekilde protrüzyonu ile karakterize nadir bir hastalıktır. Genellikle prepubertal zenci kız çocuklarında ve postmenopazal beyaz kadınlar arasında görülür. Vajinal kanama ve vulvar bölgede kitle hastanın ilk şikâyetleridir. Hastalık nadir görülmesi nedeni ile cinsel istismar, üreterosel, üretral karinkül, ve rabdomyosarkom ile karışabilir. Biz bu çalışmada Türkiye’de daha önce raporlanmamış ilk üretral prolapsuslu çocuk vakayı sunduk.
Urethral prolapse is a rare condition characterized by circular protrusion of the distal urethral mucosa through the external meatus. It is more common among prepubertal black girls and postmenopausal white women. Presenting symptoms are vaginal bleeding and vulvar mass. Because of its rarity, disease may be confused with sexual abuse, urethrocele, urethral caruncle and rhabdomyosarcoma. In this article we presented first case of pediatric urethral prolapse in Turkey which was not reported before.

DIĞER
9.
Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisinde Güncel Makalelerden Seçmeler
Emil Mammadov, Sibel Tiryaki
Sayfalar 121 - 125
Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisinde Güncel Makalelerden Seçmeler

 
 
Copyright © 2021 Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale