TR | ENG ISSN 2667-7024
 
Cilt : 34   Sayı: 3  Yıl : 2020

Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler Online Makale Gönder




 
: 29 (1)
Cilt: 29  Sayı: 1 - 2015
Özetleri Gizle | << Geri
DERLEME
1.
Ülkemizde çocuk ürolojisinin gelişim sürecine bir bakış
Cenk Büyükünal
doi: 10.5222/JTAPS.2015.001  Sayfalar 1 - 13
Çocuk ürolojisi ile ilgili dokümanlara ilk kez Sümerler
döneminden kalan kil tabletlerde rastlanmaktadır. Yazılı
ve resimli ilk önemli bilgiler ise, Amasyalı cerrah Şerafeddin
Sabuncuoğlu’nun yazmalarında göze batmaktadır.
Ülkemizde Hamidiye-i Etfal Hastanesinin kuruluşu ile çocuk
ürolojik ameliyatlarında önemli gelişmeler olduğunu
saptıyoruz. Bu gelişmeler sonraki yıllarda kurulan eğitim
kurumları ile daha da ileri düzeye varmış bulunmaktadır.
Osmanlılar döneminde çocuk ameliyatları öncesinde yazılan
ve imzalanan bilgilendirilmiş onam belgelerinin çocuk
sağlığı ve çocuk hakları açısından büyük önemi ve değeri
vardır.
Konunun gelişim süreci incelendiğinde, çocuk cerrahlarının,
ürologların, ortopedistlerin ve plastik cerrahların çocuk
ürolojisinin gelişiminde önemli ve yadsınamaz emekleri
olduğu görülmektedir.
Son yıllarda ortaya çıkan yönetmeliklerle ülkemizde
13 adet eğitim programının başlatıldığını, Türk çocuk
ürologlarının yaptıkları çalışmalar ve düzenledikleri
toplantılarla,uluslararası zeminde daha da etkin düzeylere
geldiklerini saptıyoruz

2.
Çok düşük doğum ağırlıklı prematüreleri bekleyen problemler ve sonuçları
The expected problems in very low birth weight prematures and outcomes
Ayşenur Cerrah Celayir
doi: 10.5222/JTAPS.2015.014  Sayfalar 14 - 26
Perinatolojideki yardımcı üreme teknolojisi uygulamalarının yaygınlaşması ile prematüre ve çok düşük doğum ağırlıklı bebek doğum oranları giderek artmaktadır. Neonatoloji alanındaki bilimsel ve teknolojik gelişmelere paralel olarak çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde sağkalım oranları artmaktadır. Ancak bu bebekleri, gerek prematürelikten kaynaklanan, gerekse yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde uzun süren yatışlarından kaynaklanan pek çok problem beklemektedir.
Bu çalışmada yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bakım ve tedavileri gerçekleştirilen çok düşük doğum ağırlıklı prematürelerde beklenen problemlerin, göreceli olarak yüksek mortalite ve morbidite risklerinin ortaya konulması ve tartışılması amaçlanmıştır.
The birth rate of very low birth rate premature babies is increasing with the common application of assisted reproductive technologies in perinatology. The survival rate of very low birth weight infants has increased due to the scientific and technologic developments in neonatology. But these babies are subject to many problems related with both the prematurity and longer stay in neonatal intensive care units.
The aim of this study is to evaluate and to discuss the subjectively higher mortality and morbidity risks expected in these verly low birth weight premature infants who are treated and followed-up in neonatal intensive care units.

ARAŞTıRMA
3.
Gastroözofageal Reflü Hastalığında Tanı Yöntemlerinin Karşılaştırılması
To compare efficiency of diagnositc modalities in gastroesophageal reflux disease
Emrah Aydın, Rahşan Özcan, İbrahim Adaletli, Ergun Erdoğan, Gonca Tekant
doi: 10.5222/JTAPS.2015.027  Sayfalar 27 - 34
GİRİŞ ve AMAÇ: Çocukluk çağında sık karşılaşılan problemlerden biri olan gastroözofageal reflü(GÖR) hastalığı tedavi edilmediği takdirde yüksek morbiditeye sahip bir durumdur. Erken dönemde yapılan doğru medikal veya cerrahi müdahaleler hastaların daha yüksek bir hayat kalitesine sahip olmasını sağlamaktadır. Buradan yola çıkarak hastalara erken dönemde tanı koymayı sağlayacak yöntemler araştırılmıştır. Özofagus manometre çalışmaları, vektör volüm analizi ve 24 saat pH metre çalışmaları günümüzde erişkin popülasyonunda olduğu kadar çocuklarda da kullanımı yaygınlaşmaktadır. Çalışmamızda bu yöntemlerin GÖR hastalığını göstermede birbirlerine olan üstünlüklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: 2011-2012 yılları arasında hastanemiz Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı ve Çocuk Gastroenteroloji Bilim Dalı polikliniklerine GÖR şüphesi ile başvuran ve tetkik edilen hastaların dosyalarından 21’i incelenmiştir. Olgular tedavi yöntemine göre değerlendirilmiş ve medikal olarak takip edilen (Grup 1), cerrahi yapılan (Grup 2) ve patoloji saptanmayan (Grup 3) olarak 3 grupta incelenmiştir.
BULGULAR: Çalışmaya alınan 21 hastanın 13’ü kız 8’i erkekti. Hastaların yaş ortalamaları 5.71 (1-16yıl) yıl idi. 24 saatpH monitörizasyonu çalışmasında Grup1’de reflü semptom endeksi ortalama %48,7, Grup 2’de %42,4 ve Grup 3’de %28,3 bulundu. Özofagus manometre çalışmalarında alt özofagus sfinkteri basınç farkı Grup 1’de 13,4 cmH2O, Grup 2’de 31,8 cmH2O ve Grup 3’de 4,3 cmH2Oolarak bulundu. Olguların vektör volüm analizinde Grup 1’de vektör volümleri ortalama 96,01 cm3, Grup 2’de 2398,9 cm3 ve Grup 3’de 196,4 cm3 olarak hesaplandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çocukluk çağında gastroözofageal reflü hastalarının tanısında 24 saat pH monitörizasyonunun etkin sonuç verdiği görülürken, özofagus manometre ve vektör volüm analizi çalışmalarının tanı koymada etkinliği gösterilememiştir.
INTRODUCTION: Gastroesophageal reflux (GER) disease which is a common problem in childhood has significant morbidity if not treated properly. Proper medical or surgical interventions in the early stages ensures a high quality of life to patients. Based on this many diagnostic procedures for early diagnosis has been investigated. Esophagus motility studies, 24 hour pH monitoring and lower esophageal sphincter (LES) vector volume analysis has been started to be used in children as in adult population. We aim to compare the efficiency of these procedures in diagnosing GER disease in childhood.
METHODS: 21 patients whose were suspicous of GER disease andattended to Pediatric Surgery and Pediatric Gastroenterology outpatient clinics between 2011 and 2012 were analysed. They were evaluated according to treatment modalities and grouped into medical group (Group 1), surgery group (Group 2) and control group (Group 3).
RESULTS: There were 21 patients included in the study ofwhich 8 are male and13 are women. They had a mean age of 5,71 (1-16 years) years. Reflux index in 24 hour pH monitoring was 48,7% in Group 1, 42,4% in Group 2 and 28,3% in Group 3. In esophagus motility studies pressure difference at LES was 13,4 cmH2O in Group 1, 31,8 cmH2O in Group 2 and 4,3 cmH2O in Group 3. Vector volume analysis of LES was 96,01 cm3 in Group 1, 2398,9 cm3 in Group 2 and 196,4 cm3 in Group 3.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Twentyfour hours pH monitoring is effective in diagnosing GER disease in childhood while esophagus motility studies and LES vector volume analysis’ efficacy could not be demonstrated in our study.

4.
Çocuklarda yabancı cisim aspirasyonlarında, fizik muayene ve radyografi bulgularının tanıdaki etkinlikleri
The efficiency of physical examination and radiography findings for diagnosis of foreign body aspiration in children
Halil İbrahim Tanrıverdi, Ufuk Şenel
doi: 10.5222/JTAPS.2015.035  Sayfalar 35 - 39
GİRİŞ ve AMAÇ: Yabancı cisim aspirasyonları, çocukluk döneminin önemli acillerinden birisidir. Kliniğimizde yabancı cisim aspirasyonu şüphesiyle bronkoskopi yapılan olgular sunulmuş, fizik muayene ve radyografi bulgularının tanıdaki etkinlikleri değerlendirilmiştir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kliniğimizde 2013 ve 2014 yıllarında yabancı cisim aspirasyonu şüphesiyle bronkoskopi yapılan olguların kayıtları geriye dönük incelendi.
BULGULAR: Toplam 36 olguya yabancı cisim aspirasyonu şüphesiyle bronkoskopi yapıldı. Olguların yaş ortalaması 4,1 (1-11) yıl, kız/erkek oranı ise 9/27 idi. Toplam 27 (%75) olguda yabancı cisim saptanırken, 9 (%25) olguda yabancı cisim saptanmadı. Yabancı cisim aspirasyonu öyküsü olan 29 olgunun 25 (%86,2)’ inde; anlamlı fizik muayene bulgusu olan 19 olgunun 15 (%78,9)’ inde; anlamlı radyografi bulgusu olan 15 olgunun ise 11 (%73,3)’ inde yabancı cisim saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Yabancı cisim aspirasyonu şüphesiyle başvuran olgularda, bizim olgularımızda olduğu gibi genellikle fizik muayene ve radyografi bulguları tanıda yardımcı olmamaktadır. Bu nedenle yabancı cisim aspirasyonu şüphesiyle başvuran her olguya fizik muayene ve radyografi bulguları ne olursa olsun bronkoskopi yapılmalıdır.
INTRODUCTION: Foreign body aspiration is an important childhood emergency. We aimed to present the patients who underwent bronchoscopic physical examination for suspected foreign body aspiration at our clinic. The efficiency of physical examination and radiography findings on diagnosis was evaluated.
METHODS: Hospital records of the patients, who underwent bronchoscopy for suspected foreign body aspiration in 2013 and 2014 at our clinic, were investigated retrospectively.
RESULTS: Bronchoscopy was performed to 36 patients for suspicion of foreign body aspiration. The average age of the patients was 4.1 (1-11) years and the female/male ratio was 9/27. Foreign body was determined at 27 (75%) patients and wasn’t determined at 9 (25%) patients. Foreign body was determined at 25 (86.2%) of 29 patients who had aspiration story; was determined at 15 (78.9%) of 19 patients who had significant physical examination findings. Foreign body was also determined at 11 (73.3%) of 15 patients who had significant radiography findings.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Physical examination and radiography findings doesn’t contribute to diagnosis of foreign body aspiration just like our patiens. Bronchoscopy must be done to all patients who are referred for suspicion of foreign body aspirations regardless of physical examination and radiography findings.

OLGU SUNUMU
5.
Yenidoğanda omfalosel defektinin kombine polipropilen ve okside rejenere selüloz içerikli yama ve rotasyon flepleriyle onarımı
Reconstruction of an omphalocele defect in an infant with combined polypropylene and oxidized regenerated cellulose mesh and rotation flaps
Billur Sezgin, Serhan Tuncer, Onur Özen, Serhat Şibar
doi: 10.5222/JTAPS.2015.040  Sayfalar 40 - 43
Omfalosel olgularında tedavi seçenekleri defektin çapına, gestasyonel yaşa ve eşlik eden anomalilere bağlı olarak değişmektedir. Küçük defektlerde primer kapama söz konusu olabilirken orta ve geniş çaplı defektlerde karın içi basıncının kontrol edilememesi nedeniyle primer kapamadan uzaklaşılmaktadır. Omfalosel nedeniyle pediatrik cerrahi bölümünde opere olan ve intraabdominal redüksiyonu takiben karın ön duvarında doku defekti ile başvuran bir olgunun kombine polipropilen ve okside rejenere selüloz içerikli yama ve karşılıklı rotasyon flepleri ile onarımı sunulmuştur.
Treatment alternatives in pediatric patients with omphalocele are largely based on the extent of the defect, gestational age and accompanying disorders. Primary closure can be the treatment of choice for small defects yet it is not preferred in larger defects as this procedure may result in an uncontrollable increase in intra-abdominal pressure. A case of omphalocele that was previously operated for intra-abdominal reduction by the pediatric surgery department was consulted to the plastic surgery department with an anterior abdominal defect. Reconstruction with combined polypropylene and oxidized regenerated cellulose mesh in combination with double-opposing rotational flaps is presented.

 
 
Copyright © 2021 Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale