TR | ENG ISSN 2667-7024
 
Cilt : 35   Sayı: 2  Yıl : 2020

Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler Online Makale Gönder




 
: 27 (1)
Cilt: 27  Sayı: 1 - 2013
Özetleri Gizle | << Geri
OLGU SUNUMU
1.
Üriner inkontinans cerrahisi
Surgery for urinary incontinence
Ali Avanoğlu
doi: 10.5222/JTAPS.2013.001  Sayfalar 1 - 7
Çocuk ürolojisinde mesane boynu cerrahisini, üriner kontinensi sağlamak amacıyla başlıca iki hastalık grubunda uyguluyoruz: exstrophia vesicae-epispadias kompleksi ve nöropatik mesane. Yılların tecrübesine rağmen sonuçlarımız mükemmel olmaktan çok uzak. Bu makalede, mesane boynunun embriyolojisi, anatomisi, fizyolojisi ve cinsiyet farklılıklarını gözden geçirerek, cerrahi girişimlerimize temel olan bilgilerimize ve erişkin hastaları tedavi eden diğer uzmanlık dallarının yaklaşımlarına odaklandım.
Summary
We, the pediatric urologists, perform bladder neck surgery for urinary incontinence mainly in two groups of patients in our pediatric practice: exstrophia vesicae-epispadias complex and neuropathic bladder. The results are far from excellence although we have a lot of experience. In this article, I have focused on our knowledge of urinary sphincter that provides a basis to our surgical interventions and the approach of other specialists that take care of adult patients, by reviewing the embriology, anatomy, physiology and sex differences of the bladder neck.

DIĞER
2.
Çocuklarda üriner sistem taş hastalığı
Urinary system stone disease in children
Abdurrahman Önen
doi: 10.5222/JTAPS.2013.008  Sayfalar 8 - 32
Tanısal yöntemlerdeki gelişmeler, beslenme alışkanlıkları ve daha sedanter yaşam nedeniyle, son yıllarda üriner sistem taş hastalığında dramatik bir artış olmuştur. Taş oluşumunu arttıran ve azaltan faktörlerdeki dengenin bozulması idrar kristallerinin bir araya gelerek çökmesine yol açar ve taş oluşur.
Üriner taşlı çocuklarda kliniği etkileyen en önemli faktörler, hastanın yaşı, taşın büyüklüğü ve lokalizasyonu, idrar stazı ve idrar yolu infeksiyonudur. Erişkinlerdeki üriner taşların klasik semptom ve bulguları çocuklarda genellikle belirgin değildir. Semptomların çoğu taşa bağlı tıkanıklık gelişince meydana gelir. Tedavide temel amaç, minimal invaziv yaklaşımla maksimal taşsızlık sağlamak olmalıdır.
In recent years there is a dramatic increase in the pediatric urinary system stone disease due to the development in diagnostic methods, dietary habits and more sedentary lives. The urinary crystals come together and form a stone when the balance between stone-forming and stone-preventing factors is disrupted.
The age of the patient, size and localisation of the stone, urinary stasis and urinary tract infection are the most important factors affecting the clinical status of the child with urinary tract stone. Generally the classic symptoms and signs of adult patients are not observed in children. Many symptoms are detected when an obstruction due to the stone develops. The main aim of treatment is to sustain maximum stone-free period with minimally invasive approaches.

ARAŞTıRMA
3.
Probleme dayalı öğretim ilk üç yıl öğrencilerinin klinik senaryolarının yazımında çocuk cerrahisinin rolü
The role of pediatric surgery in writing clinical scenarios for the undergraduate first three year-students in problem-based learning
Burak Tander, Unal Bicakci, Mithat Gunaydin, Riza Rizalar, Ender Ariturk, Ferit Bernay
doi: 10.5222/JTAPS.2013.033  Sayfalar 33 - 36
AMAÇ: Bu çalışmada, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı’nın, fakültemizde lisans eğitim sistemi olan probleme dayalı öğretim (PDÖ) uygulamalarında, eğitimine katkılarının araştırılması amaçlanmıştır.
YÖNTEMLER: Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyelerinin ne düzeyde katkılarının bulunduğunun değerlendirilmesi amacıyla, senaryolar ile bloklarda ve kurullarda görevli öğretim üyelerinin katkıları gözden geçirildi. Klinik senaryoların içinde Çocuk Cerrahisinin yer aldığı senaryoların yıllara ve dönemlere göre dağılımı değerlendirildi.
BULGULAR: Son 6 yıllık dönemde Dönem I ve Dönem III’te ikişer blokta çocuk cerrahisi ile ilgili senaryoların işlendiği belirlendi. Üç dönemdeki toplam 21 blok’un 8’inde (%38) çocuk cerrahisi anabilim dalı katkı yapabilmektedir. Senaryo düzeyinde katkı yaptığı bloklardaki toplam 68 senaryonun 25’inde (%36.8) çocuk cerrahisi senaryo yazımına doğrudan katkıda bulunmuştur. Fakültemizde 40 anabilim dalı vardır ve anabilim dalımız PD֒de en fazla katkı yapan bölümlerden biri olmuştur. Yine aynı zaman döneminde 3 blokta “program kurulu” ve “ölçme değerlendirme kurulu” anabilim dalımız öğretim üyeleri görev almıştır.
SONUÇ: Çocuk Cerrahisi, kapsadığı alanların verdiği avantajla, tıp eğitiminin yalnızca klinik bölümü olan ikinci yarısında değil; temel tıp eğitiminde de önemli eğitici rol oynamaktadır.
OBJECTIVE: In this study, we aimed to evaluate the role of pediatric surgery in problem based learning (PBL) system, which is the method of curriculum in our medical faculty.
METHODS: We reviewed the place of “Department of Pediatric Surgery” (DPS) in the blocks and clinical scenarios of PBL and pediatric surgery lecturers participating the curriculum commitees. The distribution of clinical scenarios according to date and education levels were reviewed.
RESULTS: Within the last 6 years, DPS engrossed clinical scenarios in each two block in Year I and Year III of medical faculty. DPS contributed four and potentially contributed another 4 blocks of 21 blocks of the first three years (38%). From the 68 clinical scenarios of the above mentioned blocks, DPS engrossed 25 (%36.8). Among 40 departments of the medical faculty, DPS had one of the major roles of PBL system. Pediatric Surgery’s contribution to the PBL was one of the greatest ones as well. Lecturers of DPS had responsibilities in three blocks and curriculum commitee and student assessment commitee.
CONCLUSION: Pediatric Surgery has a very large area of interest, which opens opportunities to contribute to the medical education both in the learning of clinical sciences and basic medical sciences.

DIĞER
4.
Çocuklarda görülen geçici invajinasyonda klinik ve radyolojik multidisipliner yaklaşımın önemi
Bircan Savran, Bekir Şanal, Ünal Adıgüzel, Mehmet Korkmaz, Fatma Can, Saime Ergen Dibeklioğlu, Yasin Tuğrul Karakuş
doi: 10.5222/JTAPS.2013.037  Sayfalar 37 - 40
İnvajinasyon, infant ve küçük çocuklarda akut intestinal obstrüksiyonun en sık sebeblerinden birisidir (1). İnvajinasyonda klasik triad; karın ağrısı, safralı kusma ve rektal kanamadır. Ancak bu triad vakaların genelde 1/3’ünde görülür (2,3). Ultrasonografi giderek daha yaygın bir şekilde ilk tanı metodu olarak kullanılmaktadır ve aynı zamanda redüksiyon tedavisi için kılavuzluk yapmaktadır. Tanı büyük oranda klinik bulgular ve radyolojik yöntemlerle korele olarak konulur. Tedavi protokolü ise pnömotik/hidrostatik redüksiyon, manuel redüksiyon ya da cerrahi olarak rezeksiyon-anastomozdur.
Literatürde ‘transient intussusception’ olarak ifade edilen ve Türkçe şekli ile geçici invajinasyon olarak isimlendirebileceğimiz çocuklardaki bu durum; sıklıkla karın ağrısı nedeni ile başvuran ya da başka nedenlerle yapılan görüntüleme yöntemleri sırasında invajinasyon tanısı konulan; ancak takip sırasında invajinasyonun kendiliğinden gerilediği bir durumdur (4). Biz çalışmamızda; geçici invajinasyon tanısı alan çocuk olgularımızı literatür eşliğinde tartışmayı amaçladık. Bununla birlikte geçici invajinasyonlu çocuk hastalara klinik ve radyolojik multidisipliner yaklaşımın önemini belirtmeyi hedefledik.

OLGU SUNUMU
5.
Çocuklarda nadir görülen bir durum: Hidrojen peroksit alımı
An uncommon occurence in children: Hydrogen peroxide ingestion
Meltem Çağlar, Ahu Gökgöz Bayar, Çiğdem Ulukaya Durakbaşa, Mevlit Korkmaz, Selma Fettahoğlu, Müzeyyen Sert, Hamit Okur
doi: 10.5222/JTAPS.2013.041  Sayfalar 41 - 44
Hidrojen peroksit(H₂O₂) oksidatif bir ajandır ve yanlışlıkla alımı nadir görülür. Değişik konsantrasyonlarda dezenfektan ve saç açıcı olarak, ayrıca, kağıt ve tekstil endüstrisinde kullanılır. Bu çalışmada saç açıcı ürün şeklinde H₂O₂ alımı olan iki hasta ve yara temizleyici şeklinde H₂O₂ alımı olan bir hasta sunularak potansiyel tehlikelere dikkat çekilmesi amaçlandı. Hastalar %20, %7.5, %3 oranlarında H₂O₂ içeren ürünler içmişlerdi. H₂O₂ koroziv hasar, oksijen gaz embolizasyonu ve lipit peroksidasyon mekanizmalarıyla zarar verir. %10 üzerindeki konsantrasyonlarda zarar verme olasılığı artmaktadır. Bu çalışmada sunulan iki hastada koroziv hasarlanma görülmüş olup hastalar sekelsiz olarak iyileşmiştir. Düşük konsantrasyonda H₂O₂ içeren ürün alımı olan hastadaysa patoloji saptanmamıştır.
Hydrogen peroxide (H₂O₂) is an oxidative agent which is rarely ingested accidentally. It is used in different concentrations as a disinfectant and hair bleacher and also in paper and textile industries. This study presents two patients who ingested H₂O₂ in the form of hair bleacher and one patient who ingested it in the form of wound disinfectant and it aims to draw attention to the potential dangers of H₂O₂. The concentrations of the ingested H₂O₂ were 20%, 7.5% and 3%. The mechanisms of the injury formed by H₂O₂ intake are through corrosive effect, oxygen gas embolization and lipid peroxidation. The concentrations above 10% are more dangerous. Two patients presented here had caustic injuries and healed without an adverse sequel. The remaining patient who ingested a more dilute solution did not have any pathological findings.

6.
Dokuz yaşında çocukta sol atriyal miksoma: Olgu sunumu
Left atrial myxoma at 9 year-old child: Case report
Ayhan Uysal, Oktay Burma, İbrahim Murat Özgüler, Mehmet Mustafa Akın
doi: 10.5222/JTAPS.2013.045  Sayfalar 45 - 48
Primer kardiyak tümörlerin insidansı % 0.05 olup bunların % 50’den fazlasını atriyal mixomalar oluşturmaktadır. Buna rağmen infant ve çocukların primer kardiyak tümörleri nadir olarak gözlemlenmektedir. 9 yaşında bir çocukta gelişme geriliği, eforla gelen nefes darlığı ve takipne nedeniyle pediyatri kliniğinde takip edilirken yapılmış olan ekokardiyografi’de tespit edilen sol atriyal kitle cerrahi olarak çıkarıldı. Kitlenin patoloji sonucu miksoma olarak belirlendi. Bu benign kardiyak kitlelerin özellikle pediyatrik yaş grubunda ciddi semptomlarla karşımıza çıkabileceği ve ekokardiyografi kontrolü ile hızlı ve güvenli bir şekilde tanı koyularak cerrahisinin yapılabileceğini düşünmekteyiz.
The incidence of primary cardiac tumors is 0.05%, atrial myxomas constitute more than 50% of them. However, primary cardiac tumors of infants and children are seen rarely. The left atrial mass, detected in echocardiography performed in the follow-up of 9-year-old children in pediatric clinic due to growth retardation, shortness of breath on exertion and tachypnea,was removed surgically. The pathological examination of the mass was identified as a myxoma. We conclude that, these benign cardiac masses can come across with severe symptoms particularly in the pediatric age group and the surgery can be done by diagnosing quickly and safely with the control of echocardiography.

 
 
Copyright © 2021 Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale