TR | ENG ISSN 2667-7024
 
Cilt : 34   Sayı: 1  Yıl : 2020

Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler Online Makale Gönder




 
: 34 (2)
Cilt: 34  Sayı: 2 - 2020
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
Yazarlara Bilgi
Instructions for Authors

Sayfalar II - IV

3.
Danışma Kurulu
Advisory Board

Sayfalar V - VII

4.
İçindekiler
Contents

Sayfa VIII

5.
Editörlerden
From the Editors

Sayfa IX

ARAŞTıRMA
6.
Doğumsal duodenal tıkanıklıkların tedavisinde iki farklı ameliyat yönteminin karşılaştırılması
Comparison of two different surgical methods in the treatment of congenital duodenal obstructions
İrem İnanc, Ümit Nusret Başaran, Dinçer Avlan
doi: 10.5222/JTAPS.2020.46548  Sayfalar 39 - 43
Amaç: Duodenal tıkanıklıklar, yenidoğan döneminde en sık görülen gastrointestinal sistem anomalilerinden biri olup, çeşitli cerrahi tekniklerle onarımları mevcuttur. Bu çalışmada, duodenal tıkanıklıkların onarımında uygulanan duodenoduodenostomi ve duodenojejunostomi yöntemlerinin sonuçları belirlenen parametreler kullanılarak karşılaştırılmıştır.
Yöntem: Kliniğimizde 2006-2019 yılları arasında duodenal tıkanıklık tanısı ile tedavi edilen hastaların kayıtları geriye dönük olarak taranmış ve verilerine ulaşılabilen 19 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Duodenoduodenostomi ve duodenojejunostomi uygulanan hastalar gruplanmış ve 13’üne duodenoduodenostomi, 6’sına duodenojejunostomi yapıldığı saptanmıştır.
Bulgular: Dd ve dj grubu olarak ayrılıp demografik özellikler, beslenmeye başlama, hastanede kalış süresi ve ameliyat sonrası komplikasyonlar yönünden istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır.
İki grubun belirlenen parametreler açısından istatistiksel karşılaştırılması sonucunda anlamlı fark saptanmamıştır.
Sonuç: Duodenal tıkanıklık onarımında kullanılan bu iki tekniğin sonuçları açısından farklı olmaması, anatomik olarak uygun olan hastalarda duodenojejunostominin sonuçlarının kabul edilebilir olması nedeniyle bu hastaların tedavisinde alternatif bir ameliyat yöntemi olarak akılda tutulması gereken bir seçenek olacağı düşüncesindeyiz.
anomalies in the neonatal period and repaired by various surgical techniques. In this study, the results of duodenoduodenostomy and duodenojejunostomy methods used in the repair of duodenal obstructions were compared using the predetermined parameters.
Methods: The records of patients treated with duodenal obstruction between 2006-2019 in our clinic were retrospectively reviewed and 19 patients whose data could be accessed were included in the study. Patients who underwent duodenoduodenostomy (dd) and duodenojejunostomy (dj) were grouped separately. While duodenoduodenostomy was performed in 13, and duodenojejunostomy in 6 patients.
Results: Dd and dj groups were compared statistically in terms of demographic characteristics, onset of feeding, length of hospital stay and postoperative complications. No statistically significant difference was found between the two groups in terms of the predetermined parameters.
Conclusion: We think that this technique should be kept in mind as an alternative surgical method in the treatment of these patients. Because the results of these two techniques used in the repair of duodenal obstruction are not different and the results of duodenojejunostomy are acceptable in anatomically appropriate patients.

7.
Kız çocuklarındaki inguinal fıtıklarda kese içindeki ligamentin erişkin kadınlardaki round ligament ile karşılaştırmalı incelenmesi
Histological and immunohistochemical comparison of the ligament located inside the inguinal hernia sac of the girl children and adult women round ligament
Canan Öztürk, Münevver Hoşgör
doi: 10.5222/JTAPS.2020.79836  Sayfalar 44 - 52
GİRİŞ ve AMAÇ: Çocukluk çağı kız inguinal fıtıklarında kese içinde bulunan ve round ligament olarak varsayılan ligamentin yapışma yerini, anatomisini ve histolojik yapısını incelemek ve erişkin kadınlardan alınan round ligament örnekleriyle histolojik yapılarını immunohistokimyasal olarak karşılaştırmaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ligament örnekleri inguinal herni onarımı uygulanan 20 kız hastadan elde edildi. Erişkin kadın grup 9 hastadan oluşuyordu. Histolojik inceleme dokuların hematoksilen-eosin ve immunohistokimyasal boyanarak yapıldı. İmmunohistokimyasal inceleme östrojen reseptör antikoru (ER E1640 klonu, mouse monoclonal, Spring Bioscience, USA) ve çizgili kas antikoru (Actin, skeletal muscle, 5C5. F8. C7 klonu, rabbit polyclonal, Thermoscientific, USA) ile boyanarak yapıldı.
BULGULAR: Kız inguinal fıtık keseleri içindeki ligament’lerin proksimal ve distal kısımlarını ayrı kesitlerde H&E ve ASM ile histolojik ve immunohistokimyasal incelemesinde hem proximal hem de distal parçalarda çizgili kas lifi saptandı. Round ligamentin incelemesinde fibromusküler dokular ağırlıkta olmak üzere bağ dokusu komponentleri gözlendi ve çizgili kas lifi hiçbir olguda saptanmadı. Kız inguinal fıtıklarındaki ligamentleri ve erişkin kadınlardan alınan round ligamentleri ER ekspresyonu yönünden karşılaştırıldığında, kızlardaki ligamentte ER eksprese olurken kadınlardaki round ligamentte ER ekspresyonu saptanmadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Kızlardaki inguinal fıtık keseleri içinde uzanan ligamentin kesede sonlanması, histopatolojik yapısının erişkin kadınlardaki round ligamentten farklı olması, bu ligamentin round ligamentten farklı yapıda olduğunu göstermiştir. Kese içinde uzanan ligamentin histolojik ve immunohistokimyasal olarak daha ayrıntılı değerlendirilmesi için daha ileri çalışmalara gerek olduğu düşünülmektedir.
INTRODUCTION: To investigate the attachment point, anatomy, and the histology of the ligament which often exists inside the inguinal hernia sac of the girls and is believed to be the round ligament, and to compare its histology with adult round ligament samples using immunohistochemical staining.

METHODS: Ligament samples were obtained from 20 girls who underwent inguinal hernia repair. These samples were compared with the round ligament samples obtained from 9 adult women. The histological assessment included hematoxylin & eosin staining and immunohistochemical staining. The immunohistochemical assessment included staining of Estrogen receptor (ER E1640 clone, mouse monoclonal, Spring Bioscience, USA) and striated muscle antibodies (Actin, skeletal muscle, 5C5. F8. C7 clone, rabbit polyclonal, Thermoscientific, USA).

RESULTS: Hematoxylin&eosin staining and ASM immunohistochemical staining of the proximal and distal parts of the ligaments located inside the inguinal hernia sac of the girls revealed striated muscle fibers both in the distal and proximal parts of the ligament. However, hematoxylin&eosin staining and immunohistochemical staining of the adult round ligaments demonstrated fibromuscular tissue and connective tissue components, but striated muscle fibers were not encountered. Although the ligament samples obtained from the girls displayed ER expression, round ligament samples obtained from the adult women were negative for ER expression.

DISCUSSION AND CONCLUSION: Differences in attachment point and the histology of the ligament existing inside the inguinal hernia sac of the girls suggest that this ligament is distinct from the round ligament existing in adult women. Further histological and immunohistochemical studies are required to elucidate the structure of this ligament clearly.

8.
Bebek bezi kullanimi sünnet komplikasyonlari üzerine etkili midir?
Does the use of diapers have an effect on complications of circumcision?
Mehmet Demir, Hüseyin Eren
doi: 10.5222/JTAPS.2020.91328  Sayfalar 53 - 57
GİRİŞ ve AMAÇ: Okul öncesi dönemde sünnet yapılan hastalarda komplikasyonların değerlendirilmesi ve bebek bezi kullanımının sünnet komplikasyonları üzerine etkisinin araştırılması.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Yirmi gün ile 7 yaş arasında, tamamı lokal anestezi altında yapılan 1,669 sünnet olgusu retrospektif olarak incelendi ve hastalar iki gruba ayrıldı. Grup 1 bez kullananlar, Grup 2 ise bez kullanmayanlar olarak belirlendi. Ürogenital patolojiler nedeniyle opere edilip eş seanslı sünnet yapılanlar gruplara dahil edilmedi. Bebek bezi kullanan çocukların sünnet sonrası bez bağlamalarına devam edildi. sünnet sonrası bez bağlamalarına devam edildi.
BULGULAR: Sünnet sonrası en sık görülen komplikasyonun %2,9 ile kanama olduğu görüldü. Enfeksiyon (%2,2), ekimoz (%2,3), cilt yapışıklığı (%1,3), idrar retansiyonu (%0,1), cilt fazlalığı-sünnet revizyonu (%0,1), meatal stenoz (%0,1) görülen diğer komplikasyonlardı. Grup 1 ve grup 2’de kanama, enfeksiyon, ekimoz, cilt yapışıklığı, idrar retansiyonu, cilt fazlalığı-sünnet revizyonu, meatal stenoz oranı anlamlı (p>0.05) farklılık göstermedi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bebek bezi kullanımının sünnet komplikasyonları üzerine etkisi görülmedi.
INTRODUCTION: The aim is to evaluate the complications in patients who are circumcised before school age and investigate the effect of diaper use on complications of circumcision.
METHODS: 1,669 cases between 20 days and 7 years of age who were circumcised under local anaesthesia were investigated retrospectively. The patients were divided into two groups. Group 1 consisted of those who used diapers, and group 2 consisted of those who did not use diapers. Those who were operated due to urogenital pathologies and simultaneously circumcised were not included in the groups. The children who normally used diapers continued to be diapered following circumcision.
RESULTS: The most common complication following circumcision was bleeding (2.9%). Other complications included infection (2.2%), ecchymosis (2.3%), skin adhesion (1.3%), urinary retention (0.1%), redundant foreskin/circumcision revision (0.1%), and meatal stenosis (0.1%). Bleeding, infection, ecchymosis, skin adhesion, urinary retention, redundant foreskin-circumcision revision and meatal stenosis rates did not vary significantly (p>0.05) between group 1 and group 2.

DISCUSSION AND CONCLUSION: Diaper use was not found to have any effect on complications of circumcision.

9.
Ele gelmeyen testislerde laparoskopi: tek cerrahın deneyimi
Laparoscopy in non-palpable testis: single surgeon experience
Fatih Akova
doi: 10.5222/JTAPS.2020.65042  Sayfalar 58 - 64
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, fizik muayenede testisin palpe edilemediği ve ultrasonografi ile de testisin net olarak belirlenemediği ele gelmeyen testis (EGT) olgularında Laparoskopinin etkinliğinin değerlendirilmesidir. Hastalar tek cerrah tarafından değerlendirilip ameliyat edilmiştir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışma, 2010-2019 yılları arasında aynı cerrah tarafından opere edilen 28 hastanın 31 EGT olguları geriye dönük olarak değerlendirildi.
BULGULAR: Laparoskopik ektopik testis araştırılması yapılan toplam 31 testisin 10 tanesi sağ (%32), 21 tanesi ise sol (%68) tarafta saptanmıştır. Ortalama yaş 29 ay (8-132 ay), takip süresi de 6 ay ile 9 yıl arasında değişmektedir. Laparoskopi bulgusuna göre hastalar Vanishing testisi olanlar (n=23), aşağı karın içi yerleşimli (iç halkaya 2 cm’den yakında olanlar) (n=5), yüksek karın içi yerleşimli (iç halkaya 2 cm’den uzakta) olanlar (n=3) olarak 3 gruba ayrılmıştır. Aşağı karın içi yerleşimli 5 testise inguinal orkidopeksi yapılmıştır. Yüksek karın içi yerleşimli 2 hastaya Fowler Stephens 1 ve kros testiküler ektopi olan diğerine de Laparoskopik orkidopeksi ameliyatı yapılmıştır. Vanishing testisi olan hastaların patoloji sonuçlarının incelenmesinde 1 biopside atrofik testis tubul yapısı görülmüş, 3 biopside epididimal dokuya, 3 biopside duktus yapısına ve 2 biopside de hem duktus hem de epididimal dokuya rastlanılmıştır. Bunun dışındaki 14 biopside testis, epididim ya da duktus dokusuna rastlanılmamıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Laparoskopik ektopik testis araştırılması, EGT’i olan çocuklarda laparotomi yapılan hasta sayısını azaltmaktadır, özellikle kros testiküler ektopi gibi bir tanının kolaylıkla konulmasını ve tedavisini sağlamaktadır. Laparoskopik ektopik testis araştırılması hem tanısal bir yöntem ve hem de terapötik olarak orkidopeksi yapılabilecek bir yöntemdir.
INTRODUCTION: The aim of this study is to evaluate the effectiveness of laparoscopy in paediatric patients with nonpalpable testes (NPT). Those testicular cases not found in physical examination and in cases where the testicle cannot be clearly detected by ultrasonography. The patients were evaluated and operated by a single surgeon.
METHODS: Between 2010 and 2019, 28 patients with NPT, mean age 29 months, (range 8 to 132 months) were treated. 31 testes were evaluated.
RESULTS: According to the laparoscopic findings 3 groups of testes were identified: Vanishing testis (n=23), low abdominal testis (<2 cm to the internal ring) (n=5), high abdominal testis (>2 cm to the internal ring) (n=3). Inguinal orchidopexy was performed in 5 testicles of the lower intrabadominal. Fowler stephens (FS) 1 surgery was performed in 2 patients with high intraabdominal location. Laparoscopic orchidopexy surgery was performed on the other who had cross testicular ectopia. In the examination of the pathology results of the vanishing testis patients, atrophic testicular tubule structure was seen in 1 biopsy, epididymal tissue in 3 biopsies, ductus structure in 3 biopsies, and both ductus and epididymal tissue in 2 biopsies. Testis, epididymis or ductus tissue were not detected in 14 other biopsies.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Laparoscopy reduces the number of laparotomy in children with NPT. Especially, it enables easy diagnosis and treatment of a diagnosis such as cross testicular ectopia. Investigation of laparoscopic ectopic testicle is both a diagnostic method and a therapeutically orchidopexy method.

10.
Çocukluk çağı kolesistektomilerinde yıllar içinde değişen risk faktörleri ve cerrahi sonuçların değerlendirilmesi: 10 yıllık deneyimimiz
Changing risk factors and surgical outcomes of cholecystectomy in children through the years: our 10-year experience
Berat Dilek Demirel, Sertaç Hancıoğlu, Beytullah Yağız, Ünal Bıçakcı, Mehmet Ender Ariturk, Rıza Ferit Bernay
doi: 10.5222/JTAPS.2020.46503  Sayfalar 65 - 71
GİRİŞ ve AMAÇ: Kolesistektomi yapılan hastaların demografik ve klinik verilerinde yıllara göre değişen faktörlerin değerlendirilmesi ve deneyimlerin paylaşılması.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2010-Aralık 2019 tarihleri arasında kolesistektomi yapılan hasta kayıtları geriye dönük olarak değerlendirildi. İlk beş yıldaki hastalar Grup 1, son beş yıldaki hastalar Grup 2 olarak tanımlandı. Hastaların demografik ve klinik verileri, kolesistektomi nedeni, safra kesesi taşı varlığında olası risk faktörleri, ameliyat yöntemleri ve komplikasyonlar kaydedildi.
BULGULAR: Kolesistektomi yapılan 149 hasta çalışmaya alındı. Grup 1’de 42 (%28,2) hasta, Grup 2’de 107 (%71,8) hasta vardı. Gruplar arasında yaş ve cinsiyet dağılımı benzerdi. Her iki grupta da en sık kolesistektomi nedeni safra kesesi taşıydı. Safra kesesi taşı için Grup 1’de en yaygın risk faktörü hematolojik hastalıkken, Grup 2’de obeziteydi. Grup 2’de daha fazla hasta (%84,1) semptomatikti
(p=0,000). Grup 1’de 3 hasta (%7,14) kolesistit, 1 hasta (%2,4) pankreatit, Grup 2’de 31 hasta (%29) kolesistit, 11 hasta (%10,3) pankreatit geçirmişti. Grup 2’de daha fazla kolesistit geçiren hasta olması istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,003). Her iki grupta da laparoskopik kolesistektomi yaygın cerrahi yöntemdi (Grup 1 %92,9, Grup 2 %98,1) (p=0,253). Grup 1’de laparoskopik
kolesistektomi yapılan 4 hastada ve açık kolesistektomi yapılan 1 hastada olmak üzere 5 (%11,9) hastada komplikasyon görüldü. Grup 2’de komplikasyon görülmedi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çocukluk çağında kolesistektomi gerektiren safra kesesi hastalığı görülme sıklığı artmaktadır. Safra kesesi taşı son yıllarda daha fazla kolesistit ve pankreatite neden olmaktadır. Günümüzde artan obezite safra kesesi taşı oluşumu için en önemli risk faktörü haline gelmektedir.
INTRODUCTION: To evaluate the changing demographics and clinical characteristics of the children who underwent cholecystectomy.


METHODS: Patients who underwent cholecystectomy between January 2010 and December 2019 were evaluated retrospectively. Patients in the first five years were defined as Group 1, in the last five years as Group 2. Demographics of the patients, surgical indications, risk factors of gallstone, surgical technique and complications were evaluated.
RESULTS: 149 patients were included in the study. 42 (28.2%) patients in Group 1 and 107 (71.8%) in Group 2. The age and gender distribution were similar between the groups. The most common indication for cholecystectomy in groups were gallstones. The most common risk factor for gallstones was hematological disease in Group 1 and obesity in Group 2. There were more symptomatic patients in Group 2 (p = 0,000). Three patients had cholecystitis (7.14%) and 1 patient had pancreatitis (2.4%) in Group 1, 31 patients had cholecystitis (29%) and 11 patients had pancreatitis (10.3%) in Group 2. Having more cholecystitis in Group 2 was significant (p = 0.003). Laparoscopic cholecystectomy was the common surgical method in groups (p = 0.253). Complications were encountered in 5 patients (11.9%) in Group 1 (4 laparoscopic and 1 open), no complication was observed in Group 2.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The incidence of biliary conditions that require cholecystectomy is increasing in childhood. In children with gallstones, more cholecystitis and pankreatitis have been observed in recent years. Increasing obesity has become the most important risk factor for gallstones.

OLGU SUNUMU
11.
Nadir bir vestibüler kitle nedeni: Dokuz yaşındaki kız çocukta üretra prolapsusu
A rare cause of vestibular mass: Urethral prolapse in a nine-year-old girl
Ahmet Atıcı, Halime Ekinci, Mehmet Emin Çelikkaya, Bülent Akçora
doi: 10.5222/JTAPS.2020.15046  Sayfalar 72 - 74
Üretra prolapsusu distal üretral mukozanın eksternal meatal açıklık boyunca sirküler şekilde protrüzyonu ile karakterize çok nadir bir hastalıktır. Dokuz yaşında kız hasta ağrısız lekelenme tarzı vajinal kanama yakınması ile çocuk cerrahisi polikliniğine başvurdu. Hastanın yapılan fizik muayenesinde vestibulumda yaklaşık 2x2 cm eksternal meadan prolabe olan yuvarlak, kırmızımsı renkte ödemli, frajil kitle izlendi. Hasta elektif şartlarda ameliyat edildi ve ameliyat sonrası birinci günde sorunsuz taburcu edildi. Bu yazıda dokuz yaşında üretra prolapsusu nedeniyle başvuran ve cerrahi olarak tedavi edilen bir kız hastanın sunulması amaçlanmıştır.
Urethral prolapse is a very rare disease characterized by circular protrusion of the distal urethral mucosa along the external mea. A 9-year-old girl admitted to the pediatric surgery clinic with the complaint of painless spotting vaginal bleeding. Physical examination revealed that, a round, reddish edematous, 2x2 cm fragile mass in the vestibulum prolapsed from the external mea. Patient was discharged on the first postoperative day uneventfully. In this paper, we aimed to present a 9-year-old girl who was admitted for urethral prolapse and treated surgically.

12.
Çok geç tanı almış bir gastrik trikobezoar olgu sunumu
A case of very late diagnosed pediatric gastric trichobezoar
Fatma Sarac, Güzide Doğan, Adil Koyuncu, Nurdan Aydın, Nilgun Selcuk Duru
doi: 10.5222/JTAPS.2020.26122  Sayfalar 75 - 78
Gastrik trikobezoar, sıklıkla trikofaji (kıl/saç yeme) sonucu görülen, midede sindirilmemiş kıllardan oluşan bir birikimdir. Hastalar uzun süre asemptomatik kalabildiği ve yakınma ve bulgular da nonspesifik olduğu için yıllarca tanı konulamayabilir. Burada, 10 yıldan uzun süredir yakınmaları olan, defalarca sağlık kuruluşlarına başvurup tedavi gören, ancak trikobezoar tanısını oldukça geç alan 16 yaşındaki bir kız hasta sunulmuştur.
from trichophagia (hair consumption). Diagnosis may be delayed since the symptoms and findings are non-specific. We describe a 16-year-old girl with symptoms persisting for longer than 10 years, presenting to and being treated by various health institutions, but only diagnosed with trichobezoar at the age of 16.

13.
Literatürden
From the Literature

Sayfalar E1 - E4
Makale Özeti | Tam Metin PDF

 
 
Copyright © 2020 Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale