TR | ENG ISSN 1305-5194
 
Cilt : 32   Sayı: 3  Yıl : 2018

Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler Online Makale Gönder



 
: 32 (3)
Cilt: 32  Sayı: 3 - 2018
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Editörden
Editorial

Sayfa I

ARAŞTIRMA
2.
Artırılmış Gerçekliğin Tıpta ve Çocuk Cerrahisinde Kullanımı
Use of Augmented Reality in Medicine and Pediatric Surgery
Musa Batuhan Yolcu, Senol Emre, Sinan Celayir
doi: 10.5222/JTAPS.2018.089  Sayfalar 89 - 92
Mobil araçların yaygın kullanımı ile birlikte sanal görsel teknolojiler (Sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve hologram) hayatın birçok alanında kullanılır hale gelmiştir. Digital görsel içeriklerin gerçek hayatın içindeymiş gibi algılatılmasına dayalı bir yöntem olan artırılmış gerçekliğin tıpta kullanımı da artmaktadır. Bu makalede artırılmış gerçeklik teknolojisinin akademik hayatta, tıpta ve Çocuk Cerrahisi’nde halihazırda ve olası kullanım alanları değerlendirilmiş, uygulama örnekleri verilmiştir.
Virtual technologies (Virtual reality, augmented reality and hologram) were started to be used in many areas of life, along with the widespread use of mobile tools. The use of augmented reality in medicine, which is a method based on the perception of digital visual content as in real life, is also increasing. In this article, current and possible applications of augmented reality technology in academic life, medicine and pediatric surgery were evaluated and examples for practical applications were given.

3.
Yabancı Cisim Aspirasyonu görülen 0-6 Yaş Çocukların ve Ailelerinin Özellikleri
Characteristics of Children 0-6 Aged and Families Showing Foreign Body Aspiration
Alev Üstoğlu, Bülent Zülfikar, Gonca Topuzlu Tekant, Rahşan Özcan
doi: 10.5222/JTAPS.2018.093  Sayfalar 93 - 102
GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırma, yabancı cisim aspirasyonu görülen 0-6 yaş grubu çocuklardaki klinik sonuçları, çocukların ve ailelerinin özelliklerini belirlemek, konunun önemine dikkat çekmek, toplum ve aile açısından alınabilecek önlemler konusunda yön göstermek amacıyla planlanmıştır
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma verileri, İstanbul’daki bir üniversite hastanesine 2010, 2011, 2012 yıllarında yabancı cisim aspirasyonu sebebiyle getirilen 0-6 yaş grubu 93 çocuğun ailesinden elde edildi. Veriler yüzdelik dağılım, Fisher kesin ki-kare ile analiz edildi. Araştırmada uzmanlar tarafından hazırlanan soru formu kullanıldı. Ayrıca danışman ve araştırmacı tarafından hazırlanan eğitim broşürü, araştırma sonunda ailelere dağıtıldı.
BULGULAR: Çocukların %83,9’ u 1-3 yaş grubunda, %69,9’ u erkek idi. Annelerin %39,8’i 26-30 yaş aralığında, %46,2’ sinin eğitim seviyesi ilkokul, babalarının ise %38,7’ si 26-31 yaş aralığında, %43,0’ ü ilkokul mezunu idi. Ailelerin %32,3’ünün aylık ortalama gelirinin 500-1000 arasında olduğu belirlendi. Kazanın %81.7’ si evde meydana gelmiştir. Annelerinin %89,2’sinin YCA’ da ilk yardım uygulaması hakkında bilgi sahibi olmadığı, YCA’dan sonra çocukların %50,5’ inin ilk 6 saat içinde bir sağlık kuruluşuna götürüldüğü belirlenmiştir. Ailelerin %44,1’i aspirasyondan sonra çocuğun sırtına vurmuş, %37,6’ sı körlemesine parmak sokmuştur. Annelerin %67,7’sinin yabancı cisim aspirasyonunu engellemek için gerekli önlemler ve yabancı cisim aspirasyonu oluştuktan sonra neler yapabileceğine dair bilgi sahibi olmadığı, YCA için büyük risk oluşturan baklagil ve kuruyemişleri ailelerin 59,2’sinin uygunsuz şekilde sakladığı, başvuru şikayetlerinin %84,9’unun hırıltı olduğu tespit edildi. Hastaların tamamında yabancı cismin rijid bronkoskopi ile ve tek seferde başarıyla çıkarıldığı, çıkarılan yabancı cismin %40,9’unun fındık ve fıstık olduğu, eğitim düzeyi arttıkça, annelerin YCA öncesinde alınacak önlemler ve sonrasında yapılacak uygulamalar hakkında bilgi sahibi olma durumunun arttığı belirlenmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çocuk sağlığının geliştirilmesi ve korunmasında önemli bir role sahip olan hemşireler, 1-3 yaş grubu çocukların bakımı ile ilgilenen bireyleri yabancı cisim aspirasyonu olasılığına karşı dikkatli olmaları konusunda uyarmalı, ilk yardım müdahalesi hakkında söz konusu bireylere eğitim vermeli ve motive etmelidir.
INTRODUCTION: The aim of this study is to determine the characteristics of 0-6 aged chidren showing foreign body aspiration and their families and clinical results of these chidren and to draw attention to the importance of the subject.

METHODS: Datas for this research were taken from the family of 93 children with 0-6 aged who were brought to the hospital due to the foreign body aspiration in between 2010-2012 years. Pecentage of datas were analyzed by the method of Fisher’s exact and chi-square.
RESULTS: 83.9 percent of the chidren was between 1-3 years old and 69.9% of them were male. 39.8 percent of their mothers were between 26-30 years old and education level of 46.2 percent of them were elementary school. Average income of 32.3% families were estimated as between 500-1000. It was determined that 89.2 % of their mothers does not know anything about the first aid for FBA. 44.1 % of families hit the back of their children and 37.6 % of them stick their fingers to the their children mouth after FBA. It was also determined that ın all patients, the foreign body was successfully removed with rigid bronchoscopy and 40.9 % of the foreign body was hazelnut and peanut. Also, with the increasement of level of education, information level of mothers about the mesures taken before and applications taken after FSA increase too.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Nurses should educate and motivate the families and baby-sitters who caring 1-3 years-old children about protection of FBA and first aid.

4.
Çoğunluğun farkında olmadığı tehlike: Lokal anestezi komplikasyonları
The risk that many do not recognize: Complications of local anesthesia
Ahmet Burak Doğan, Gözen Öksüz, Ahmet Gökhan Güler, Ali Erdal Karakaya
doi: 10.5222/JTAPS.2018.103  Sayfalar 103 - 107
Amaç: Bu çalışmada, Çocuk Cerrahisi pratiğinde oldukça sık kullanılan lokal anesteziklerin neden olduğu komplikasyonların farkındalığı amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu (KAREK) onayı alındıktan sonra elektronik ortamda oluşturulan anket formunun katılımcılara ulaştırılması ile gerçekleştirilmiştir. Çoğunluğu Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisi uzmanlarından oluşan katılımcılara, mesleki bilgileri ve demografik verileri yanında lokal anestezik kullanım pratikleri ile ilgili sorular yöneltilmiştir. Elde edilen numerik veriler ortalama ± standart sapma, kategorik veriler ise sayısal değer ve yüzdeleri ile belirtilmiştir.
Bulgular: Anket çalışmamıza 84’ü (%84) Çocuk Cerrahisi uzmanı, 10’u (%10) Çocuk Ürolojisi uzmanı, 6’sı (%6) diğer branşlardan toplam 100 hekim katıldı. Lokal anestezikler içerisinde bupivakain 48 (%48) katılımcının ilk tercihi iken, lidokain 37 (%37), prilokain ise 11 (%11) katılımcının ilk tercihi olmuştur. En sık cilt altı (%92) ve topikal (%37) yolla kullanılan lokal anestezikleri, 23 (%23) hekim her gün, 44 (%44) hekim ise haftada en az iki kez kullandığını belirtmiştir. Sadece 35 (%35) katılımcı daha önce lokal anestezi toksisitesi (LAT) ile karşılaşmış. LAT için en sık uygun doz hesabı ve (%68) ve monitörizasyon (%53) ile önlem alındiğı belirtilirken, 72 (%72) katılımcı daha önce lipit tedavisini duymadıklarını belirtmişlerdir. İki katılımcı ise daha önce LAT nedeniyle lipit tedavisi uyguladıklarını belirtmiştir.
Sonuç: Lokal anestezinin sık olarak uygulandığı sahalarda bu konudaki gerekli önlemlerin alınması ve sağlık personelinin bu konuda eğitimi önem arz etmektedir. Çocuk Cerrahisi eğitiminde bu konunun daha etkili vurgulanması farkındalığı ciddi düzeyde arıtacaktır.
Aim: In this study, it was aimed to be aware of the complications caused by local anesthetics which are used frequently in the practice of Pediatric Surgery.
Material and Methods: This study was conducted with the electronically created questionnaire forms which were filled in by the surgeons using local anesthetics after Kahramanmaras Sütçü İmam University Medical Faculty Clinical Research Ethics Committee (KAREK) approval. Participants, most of whom were Pediatric Surgeon and Pediatric Urologist, were asked questions about local anesthetic practice as well as professional information and demographic data. The numerical data were expressed as a mean ± standard deviation, and categorical data were expressed as numerical values and percentages.
Results: A total of 100 physicians attended in our study, 84 (84%) Pediatric Surgeons, 10 (10%) Pediatric Urologists, and 6 (6%) others. Bupivacaine was the first choice of 48 (48%) participants. Lidocaine and prilocaine were the first choices of 37 (37%) and 11 (11%) participants, respectively. It was stated that local anesthetics were most commonly used subcutaneously (92%) and topical (37%). Twenty-three and 44 of the participants reported using local anesthetics daily and twice weekly, respectively. Only 35 (35%) participants had previous local anesthetic toxicity (LAT). The most common measure for LAT was indicated as appropriate dose calculation (68%) and monitoring (53%). Seventy-two (72%) of the participants stated that they had never heard of lipid therapy before. Two (2%) participants previously performed lipid therapy in case of LAT.
Conclusion: It is essential to take the essential measures in the locations where the local anesthesia is frequently applied and to educate the medical staff. The more effective emphasis on LAT in Pediatric Surgery training will significantly improve the awareness.

OLGU SUNUMU
5.
Skapular bronkojenik kist
Scapular bronchogenic cyst
Mehmet Ali Özen, Önder Peker, Egemen Eroğlu
doi: 10.5222/JTAPS.2018.108  Sayfalar 108 - 110
Bronkojenik kistler trakeobronşiyal ağacın ender görülen lezyonlarıdır. İnsidansı 1/42000-1/68000 olarak bildirilmektedir. Sıklıkla mediasten ve akciğerde yerleşmekle beraber toraks dışı lokalizasyonlar da gösterebilirler. Kesin tanı histopatolojik olarak konulmaktadır. Burada skapular yerleşimli bronkojenik kisti olan iki yaşındaki kız olgu sunulmaktadır.
Bronchogenic cysts are rare lesions that originate from the primitive tracheobronchial tree. The incidence is reported as 1 in 42000-68000. Although they are primarily located in the thorax, remote locations such as lingual, intra-abdominal and cutaneous regions have also been reported. Definitive diagnosis can be possible histopathologically. Here in we report a case of scapular brochogenic cyst in a two years old girl.

6.
Malrotasyonun eşlik etmediği midgut volvulus. Olgu sunumu ve literatür derlemesi.
Mirzaman Hüseynov
doi: 10.5222/JTAPS.2018.111  Sayfalar 111 - 114
Bu çalışmada yenidoğanlarda intestinal obstruksiyonun sık görülen nedenlerinden biri olan midgut volvulus vakası sunuldu. Olgunun temel ayırt edici özelliği volvulusa rotasyon ve fiksasyon anomalilerinin eşlik etmemesi idi. Ani gelişen batın distansiyonu ve safralı kusma sebebi ile polikliniğimize başvuran on dört günlük kız bebeğin intestinal obstruksiyon ön tanısı ile yapılan ameliyatı sırasında malrotasyonun eşlik etmediği midgut volvulus saptandı. Çekum sağ alt kadranda saptandı ve Ladd bantları yoktu. Tüm mezenter boyunca büyümüş lenf nodları mevcuttu ve lenf nodu biyopsisinde spesifik patoloji saptanmadı. Ameliyat sonrası takibinin dokuzuncu ayında hasta sorunsuz seyretmektedir. Literatür derlemesi yaparak nadir görülmesi nedeni ile bu olguyu sunmak istedik.

DERLEME
7.
Hirschsprung Hastalığı Cerrahi Tedavisinin Tarihsel Gelişimi
The historical evaluation of surgical treatment in Hirschsprung’s disease.
Daver Yeker
doi: 10.5222/JTAPS.2018.116  Sayfalar 116 - 118
Hirschsprung hastalığı kolonda gangliyon hücrelerinin yokluğuna bağlı olarak ortaya çıkan fonksiyonel bir barsak tıkanıklığı tablosudur. Bu yazıda hastalığın ve cerrahi tedavisinin tarihsel gelişiminin sunulması amaçlanmıştır.
Hirschsprung’s disease is a functional intestinal obstruction which develops due to absence of the ganglion cells in colon. The aim of the article is to present the historical evaluation of the disease and its surgical treatment.

8.
Hirschsprung hastalığında kontrastlı lavman
Contrast Enema in Hirschprung's Disease
Zeynep Yazıcı
doi: 10.5222/JTAPS.2018.119  Sayfalar 119 - 125
Kontrastlı lavman, Hirschsprung hastalığı (HH) tanısında ilk kullanılan yöntemdir. Ancak, HH tanısında tek başına güvenilir değildir. Yöntemin, özellikle hayatın ilk ayında HH’nın saptanmasında, uzun segment HH ve total kolonik aganglionozis tanısında sınırlamaları mevcuttur. Kontrastlı lavman, HH’nın tanısından çok, aganglionik segmentin proksimal seviyesinin öngörülmesini sağlayıp cerrahi planlamaya yardımcı olabilir; ayrıca, HH ayırıcı tanısına giren diğer hastalıkların ayırt edilmesini sağlayabilir.
Contrast enema is the primary diagnostic method for Hirschsprung disease (HD). However, it alone is not reliable enough for the diagnosis of HD. The method has some limitations in detecting HD in the first month of life and in diagnosing long segment or total colonic HD. Contrast enema may be more helpful to predict the proximal level of the aganglionic segment, so that it facilitates the surgical planning, rather than diagnose the disease, and moreover may be useful in the differential diagnosis of HD.

9.
Transanal Endorektal Pull-Through
Transanal Endorectal Pull-Through
İrfan Kırıştıoğlu, Fatih Çelik
doi: 10.5222/JTAPS.2018.126  Sayfalar 126 - 131
Hirschsprung hastalığı (HH) tedavisine yönelik ilk başarılı cerrahi girişim 1948 yılında Swenson ve Bill tarafından yapılmıştır. Takip eden yıllarda Duhamel, Martin, State, Rehbein, Soave, Boley kendi adlarıyla anılan teknikler ve modifikasyonlar tanımlamışlardır.
Hirschsprug hastalığı tanısının daha erken konulmaya başlanması, anestezi ve postoperatif bakım şartlarının iyileşmesi, cerrahi girişimlerin giderek daha az invaziv yapılmaya çalışılması HH’nın tedavi prensiplerini değiştirmiştir.
Rektosigmoid HH için 1998 yılında De la Torre Mondragon ve J.A. Ortega Salgado tarafından tanımlanan transanal endorektal pull-through, Soave-Boley ameliyatının batın açılmadan transanal yoldan yapılmasıdır. Bu yöntemle hastaların çoğunun yenidoğan döneminde laparotomisiz, tek seanslı teknikle ameliyat edilmesi HH’nin tedavisinde son yıllardaki en önemli değişikliktir.
The first successful surgical intervention for treatment of Hirschsprung's disease (HH) was performed by Swenson and Bill in 1948. In the following years, Duhamel, Martin, State, Rehbein, Soave, Boley described the techniques and modifications mentioned in their name.
Early diagnosis of Hirschsprug disease, improvement of pediatric anesthesia and postoperative care conditions, and attempts to make surgical interventions less invasive have changed the treatment principles of HH.
Transanal endorectal pull-through for Rectosigmoid Hirschsprung’s disease defined by De la Torre-Mondragon L, Ortega-Salgado JA in 1998 which is performed by the transanal pathway without opening the Soave-Boley operation. Most of the patients in the neonatal period with a single-session technique without laparotomy surgery can be considered as the most important change in the treatment of HH.

10.
Hirschsprung Hastalığı Cerrahisinin Geç Dönem Sonuçları
Late Results of Hirschsprung Disease Surgery
Ahmet Kazez, Ünal Bakal
doi: 10.5222/JTAPS.2018.132  Sayfalar 132 - 135
Hirschsprung hastalığı yenidoğanlarda distal barsak tıkanıklığının en sık nedenidir. Tedavisinde farklı cerrahi teknikler kullanılmaktadır. Her ne kadar farklı cerrahi teknikler kullanılsa da temel anatomik noktaları aynıdır ve aynı fonksiyonel beklentiler vardır. Geç sonuçlar önemlidir çünkü fonksiyonel sonuçlar geç ortaya çıkarlar. Bu yazıda literatürdeki farklı cerrahi tekniklerin geç dönem cerrahi sonuçları gözden geçirildi.
Hirschsprung disease is one of the most common reason of distal bowel obstruction in newborn. Different surgical techniques are used to treatment of it. Although different surgical techniques, same essential anatomical points are taken into account and same functional results are expected. Late results are important because functionals are come up late. In this article, late surgical results of different techniques were reviewed in the literature.

11.
Hirschsprung Enterokoliti (HEK)
Hirschsprung’s-associated enterocolitis (HAEC)
Ahmet Çelik
doi: 10.5222/JTAPS.2018.136  Sayfalar 136 - 147
Hirschsprung enterokoliti (HEK) halen pre ve postop morbidite ve mortalitenin en sık nedenidir. Bu yazıda etyoloji, patogenez, tanı ve tedavi seçenekleri ayrıntılarıyla gözden geçirilecektir.
Hirschsprung’s-associated enterocolitis (HAEC) remains a frequent cause of pre- and post-operative morbidity and mortality. Here, we will review the etiology, established epidemiology, modes of diagnosis and treatment of HAEC.

12.
Rektal İrrigasyon Yöntemleri
Rectal Irrigation Methods
Neriman Akansel
doi: 10.5222/JTAPS.2018.148  Sayfalar 148 - 151
Rektal irrigasyon çocuk cerrahisi hastalarında yaygın olarak kullanılmakta olan bir uygulamadır. Rektal irrigasyon için pek çok endikasyon bulunmakla birlikte temel olarak hirschsprung hastalığında bağırsağın boşaltılmasını sağlamak, bağırsakları bir işlem için hazırlamak, mekonyum ileus bunların başında gelmektedir. Hastalara yapılan tüm uygulamalarda uygulamanın doğru bir teknikle yapılması kadar hastanın mahremiyet duygusuna ve psikolojik durumuna da özen göstermek son derece önem taşımaktadır. Bu derlemede rektal irrigasyon yönetmelerine ve uygulamadaki işlem basamaklarına yer verilmektedir.
Rectal irrigation is a widely used intervention on pediatric surgery patients.Although there are several indictions for rectal irrigation procedure it has been mainly used in hirchsprung disease in order to empty the bowels, prepearing child’s bowels for planned procedures and in meconium ileus. In all intervenions done on patients rescpecting their privacy and psychological condition are as important as performing the procedure itsef. This article adresses the main rectal irrigation procedures and intervention steps.

13.
Hirschsprung hastalığı varyantları
Variants of Hirschsprung's Disease
Hasan Doğruyol
doi: 10.5222/JTAPS.2018.152  Sayfalar 152 - 160
Hirschsprung Hastalığı varyantları dediğimiz zaman, rektal biyopsi sonuçları normal olduğu halde klinikleri Hirschsprung Hastalığının kliniğine benzeyen hastalıklar anlaşılır. Bu hastalıklar gastrointestinal nöromüsküler patolojilerin bir kısmını oluştururlar. Gastrointestinal nöromüsküler patolojileri uluslar arası bir konsensusla Londra sınıflaması adı altında kapsamlı bir klasifikasyona kavuşmuştur. Enterik Nöropatiler, Enterik Miyopatiler ve Enterik Mezenkimopatiler (İnterstisyel Cajal Hücre (ICC) Bozuklukları) üst başlıkları altında sınıflandırılan bu hastalıklardan Segmental Aganglionozis, Hipoganglionozis, Hiperganglionozis(Men 2 B de Ganglionöromatozis, Nöronal İntestinal Displazi Tip A, Tip B), Megasistis Mikrokolon İntestinal Hipoperistalsis Sendromu (MMIHS) ve İnternal Anal Sifinkter Akalazyası Hirschsprung Hastalığı varyantlarını oluşturur.

Hirschsprung hastalığı (HH) çocuklarda görülen konjenital motilite bozukluklarının en önemlisidir. Hastalığın etyoloji ve patogenezisi son yıllarda çok geniş bir biçimde incelenmiş ve önemli çıkarımlar elde edilmiştir. Nöral Krest hücrelerinin migrasyonunda meydana gelen bir bozukluğa bağlı olarak bağırsakların distal ucunda meydana gelen agangliozis, hastalığın ortaya çıkmasından sorumludur.
Hirschsprung Hastalığı Varyantları fonksiyonel barsak tıkanıklığı özelliği taşır ve tanıları enterik nöromüsküler yapıların değişik unsurları ve yardımcı hücreler üzerinde gerçekleştirilen bir dizi morfolojik incelemeyi gerekli kılar. Bu incelemeler genel olarak histolojik, histokimyasal, immunohistokimyasal ve elektron mikroskopu bulguları şeklinde ortaya konabilir.
Bu hastaların bir kısmının tedavisi(Hipoganglionozis) Hirschsprung Hastalığı tedavisi gibidir. Diğer bir kısmının tedavisi tamamen konservatiftir. İnternal anal sfinkter akalazyası tedavsinde ise posterior anal sfinkter miyektomisi ve intrasfinkterik botilinum toksini enjeksiyonu uygulanmaktadır.
MMİHS da ise tek çare multiorgan transplantasyonu gibi görünmektedir.
Variants of Hirschsprung disease consist of a group of diseases resemble clinically Hirschsprung disease. But pathologically is different with presence of ganglion cells in rectal biopsies. These illness composed of a small part of gastrointestinal neuromuscular pathology. Gastrointestinal neuromuscular pathologies classified recently as “International London Classification” under the heading of Enteric Neuropathies, Enteric Myopathies and Enteric Mesenchymopathies. Segmental aganglionosis, hypoganglionosis, hyperganglionosis, MMIHS and internal anal sphincter achalasia are the certain conditions of Variant Hirschsprung disease.
The most important congenital intestinal motility disorder is Hirschsprung disease. It has been thought that arrest in caudal migration of neural crest- derived cells along the hindgut resulted in the disease. Recent data improved the understanding etiology and pathogenesis of the Hirschsprung disease.
Most patients with Variants of Hirschsprung disease present functional intestinal obstruction findings and the diagnosis establish on the basis of specific histochemical, immunohistochemical, and electron microscopic studies.
Some of the conditions manages simila to Hirschsprung Disease(Hipoganglionosis). Whereas some completely conservative. Posterior anal sphincter myectomy or intrasphincteric botulinum injection toxin have been recommended fo the treatment of internal anal sphincter achalasia. Modern alternative surgery for MMIHS is multivisceral transplantation.

14.
Literatürden
From the Literature

Sayfalar E1 - E4
Makale Özeti | Tam Metin PDF

15.
Yazar Dizini
Author Index

Sayfalar E5 - E9
Makale Özeti | Tam Metin PDF

 
 
Copyright © 2019 Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale