TR | ENG ISSN 1305-5194
 
Cilt : 32   Sayı: 2  Yıl : 2018

Son Sayı Yayımlanmış Sayılar Baskıdaki Makaleler En Çok İndirilen Makaleler Online Makale Gönder



 
: 32 (2)
Cilt: 32  Sayı: 2 - 2018
Özetleri Gizle | << Geri
ARAŞTIRMA
1.
Çocuk cerrahisi öğrenci eğitiminde üç boyutlu modellerin kullanılması: Süreç ve ilk izlenimler
Use of three dimensional printed models in the training of medical students in pediatric surgery: First impressions
Şenol Emre, Musa Batuhan Yolcu, Sinan Celayir
doi: 10.5222/JTAPS.2018.055  Sayfalar 55 - 60
GİRİŞ ve AMAÇ: Çocuk cerrahisi öğrenci eğitiminde 3 boyutlu yazıcı ile üretilmiş eğitim modellerinin üretimi ve çocuk cerrahisi stajında kullanımı ile ilgili deneyimlerimizin ve sürecin sunulmasıdır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çocuk cerrahisinin ilgi alanına giren 5 ana doğumsal hastalık modeli (anorektal malformasyonlar, özofagus atrezileri, vezikoüreteral reflü, koledok kistleri, jejunoileal atreziler) 3 boyutlu bilgisayar programı ile tasarlandı. 3 boyutlu yazıcı ile basılan modeller, üretim sonrası düzenleme (post-productuion) işlemlerinden geçirildi. Beşinci sınıf tıp fakültesi öğrencilerinin çocuk cerrahisi staj eğitimi sırasında 2018 yılında 3 grupta teorik ve uygulama derslerinde eğitim amaçlı kullanıldı. Bir yarıyıl süresince staj sonu memnuniyet anketleri ile geri bildirim alındı
BULGULAR: Planlanan tüm eğitim modellerinin tasarım ve baskı işlemi sonuçlandırıldı. Modellerin teorik ve uygulamalı derslerde kullanıldığı 3 grupta anket geribildirimlerinde öğrenciler bu yeni eğitim yönteminden memnun olduğunu bildirdi. Olumsuz geribildirim saptanmadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışma kapsamında çocuk cerrahisine özgü hastalık modelleri 3 boyutlu yazıcılar ile üretilmiştir. Üç boyutlu modelleme ile yalnızca basılı materyaller ile değil, artırılmış gerçeklik ve bununla zenginleştirilmiş modern eğitim modellerinin kullanılması da mümkün hale gelmektedir. Anket geribildirimleri bu modellerin çocuk cerrahisi staj eğitimine olumlu katkı yaptığını göstermektedir
INTRODUCTION: The aim of this study to present the process of the manufacturing three-dimensional (3d) printed educational models and our experiences related to using these models in Pediatric Surgery student education.

METHODS: Five main disease groups related to pediatric surgery (esophageal atresia, anorectal malformations, vesicoureteric reflux, choledochal cysts, intestinal atresias) were designed by a 3d program on the computer. After the printing, post-production processes were made on models which printed by the 3d printer. These models were used on the fifth class medical students' theoretical and practical lessons in the 3 groups in 2018. Feedbacks were taken with the post-internship surveys in this semester.

RESULTS: All models' design and print processings which planned were completed. The survey feedbacks showed the students who were in the groups which these models were used in the theoretical and practical lessons were satisfied. There was no negative feedback.

DISCUSSION AND CONCLUSION: Pediatric Surgery-specific diseases models were produced with the 3d printer within this study. Not only printed materials but also augmented reality and blended education are getting the possible in the medical education owing to the 3d design. The survey results indicated that these models have positive effects on the "students' education" in pediatric surgery.


2.
Cinsel gelişim bozukluğu olan çocuklarda laparoskopik sigmoid vaginoplasti deneyimlerimiz
Our experience of laparoscopic sigmoid vaginoplasty in children with disorders of sexual development
Ufuk Ateş, Gülnur Göllü, Ergun Ergün, Kutay Bahadır, Aydın Yağmurlu
doi: 10.5222/JTAPS.2018.061  Sayfalar 61 - 65
GİRİŞ ve AMAÇ: Vaginal rekonstruksiyon, vajinanın kısa veya olmadığı durumlarda gereklidir. Vaginoplasti için farklı cerrahi teknikler mevcuttur. Sigmoid kolon vaginoplastisi günümüzde en uygulanabilir yöntemlerden biri olarak kabul edilir. 2006-2016 yılları arasında sigmoid kolon vaginoplastisi cerrahi prosedürü uygulanan hastaların sonuçlarını göstermek amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: 2006-2016 yılları arasında sigmoid kolon kolovajinoplasti yapılan hastaların dosyaları retrospektif olarak, Ankara Üniversitesi Etik Kurul onayı alındıktan sonar incelendi. (No: 03-110-17). Çocuklar ameliyat öncesi değerlendirmeler, ameliyat tekniği, ameliyat sonrası komplikasyonlar ve sonuçlar açılarından incelendi. Seksüel aktivite hasta grubu çocuk olduğundan değerlendirilemedi.
BULGULAR: Çalışmaya sekiz hasta dahil edildi. Ortalama ameliyat süresi 3.5 saatti (3-5 saat). Peroperatif komplikasyon ya da postoperative ileus izlenmedi. Beslenmeye başlama süresi ortalama 24 saat ve ortalama hastanede kalış süresi altı gündü (5-7 gün). Sadece bir hastada iki kez dilatasyon ile çözülen vajinal stenoz izlendi. Tüm hasta ve aileler sonuçların kozmetik açıdan tatmin edici olduğunu düşünmekte idi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sigmoid kolon, büzülmeyen ve kayganlaştırıcı anatomik yapısıyla neovagina için uygun bir adaydır. Vajinal duş ile malodor önlenebilir. Bu işlemin laparoskopik prosedürün tercih edilmesi komplikasyonları azaltmakta ve iyi kozmetik görünüm sağlamaktadır. Bu nedenle, laparoskopik kolovaginoplastinin çocukluk çağındaki Cinsel Farklılaşma Bozuklukları (CFB) hastaları için iyi bir tedavi seçeneği olduğu düşünülmektedir.
INTRODUCTION: Vaginal reconstruction is necessary in conditions where the vagina is short or absent. Different surgical techniques for vaginoplasty exist. Sigmoid colon vaginoplasty is considered to be one of the most appliable methods in present day. It is aimed to review the patients who underwent sigmoid colon vaginoplasty between 2006 and 2016.
METHODS: Between 2006 and 2016, charts of patients who underwent sigmoid colon vaginoplasty were reviewed. Our research was approved by the ethics committee of Ankara University (No: 03-110-17). Children were evaluated in means to preoperative management, surgical procedure, postoperative management and outcomes.Sexual functions of patients could not be evaluated since it was a pediatric group.
RESULTS: There were eight children in the study. The mean operation time was 3.5 hours (3-5 hours). There was no peroperative complications and postoperative ileus. The mean feeding starting time was 24 hours and mean hospital stay was six days (5-7 days). Only in one patient vaginal stenosis was occured and resolved after two additional dilatations. All of the families and the patients indicated that the cosmetic results are satisfactory.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Sigmoid colon with it’s non-shrinking and lubricating anatomical structure is a candidate for neovagina. Malodor can be prevented by vaginal irrigation. Laparoscopic performance of this procedure reduces complications and results with excellent cosmesis. So that laparoscopic colovaginoplasty seems to be a good treatment option for Disorders of Sexual Development(DSD) patients in childhood.

3.
Hipospadiaslı hastaların sünnet derilerinde tiroid hormonu reseptörü gen mutasyonu var mıdır?
Is there thyroid hormone receptor gene mutation in foreskins of hypospadias patients?
Ali Onur Erdem, Sezen Özkısacık, Metin Çalışkan, Nil Çulhacı, Mesut Yazıcı
doi: 10.5222/JTAPS.2018.066  Sayfalar 66 - 70
GİRİŞ ve AMAÇ: Hipospadias, eksternal üretral meanın penisin ön yüzü orta hatta, anüs ile glans tepesi arasında herhangi bir yerden açıldığı doğumsal bir anomalidir. Epidermal Growth Factor (EGF) insanlarda birçok dokuda bulunur. Hücrelerin çoğunda EGF’ye ait reseptör vardır ve en fazla epitelyum hücrelerinde bulunur. EGF salınımını tiroid hormonlarının arttırdığına yönelik çeşitli çalışmalar mevcuttur. Hipospadiaslı hastaların sünnet derisinde EGF düzeyindeki düşüklüğün, bu dokunun tiroid hormonu ile yeterince uyarılamamasından kaynaklanabileceğini düşündük. Tiroid hormonunun bu dokudaki reseptöründeki herhangi bir mutasyonuna bağlı olarak etkinliğini gösteremediğini varsayarak bu çalışmayı planladık.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamıza kliniğimizde distal hipospadias nedeniyle opere edilen ve sünnet istemiyle gelen hastalar dahil edilmiştir. Toplam 40 adet normal ve 40 adet distal hipospadias nedeniyle opere edilen hastalardan alınan sünnet derisi kullanılmıştır. Yerel etik kurul onamı alındıktan sonra hastaların tamamının ailelerden çalışma için onam alınmıştır. Her iki dokunun bir kısmı patolojik inceleme için kalan kısmı da dokularda troid hormon gen mutasyonu bakılmak üzere genetik laboratuarına gönderilmiştir. Tüm doku örnekleri tiroglobulin varlığı ve enflamasyon kriterleri açısından değerlendirildi. Tüm sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Hastaların tümünde yaş aralığı 10 ay-10 yaş (ort 4,75yaş) idi. Hipospadias grubundaki hastaların tamamı distal hipospadiaslı hastalardı. Patolojik bulgular değerlendirildiğinde gruplar arasında fark saptanmadı (p>0,05). Yine her iki gruptan elde edilen prepisyum örneklerinde bakılan genetik analiz sonucunda genetik mutasyon saptanmadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Hipospadias etyolojisinde bir çok faktör rol oynamaktadır. Bunlardan bir tanesi troid hormonu ve buna dokunun vermiş olduğu yanıttır. Bu etkileşimde dokunun verdiği yanıttaki yetersizlik mi yoksa dokuya ulaşan hormon miktarının yetersizliğinin mi daha önemli olduğu hala bilinmemektedir. Bizde doku cevabının önemli bir parçası olabileceğini düşündüğümüz prepisyumdaki troid hormon reseptör gen mutasyonunun varlığına baktık. Baktığımız temel genetik analizde gen mutasyonu saptanmamış olsa bile spesifik genom alt tiplerindeki mutasyonlarının daha ileri çalışmalarla aranması ve bu veriler ışığında çalışmamızın tekrar değerledirilebileceğini düşünmekteyiz
INTRODUCTION: Hypospadias is an anomaly which the urethral meatus is localized in the proximal ventral face of the penis. Epidermal Growth Factor (EGF) is found in many tissues in humans.There are various studies to increase the release of EGF by thyroid hormones. We thought that the thyroid hormones receptores have any mutations in hypospadiac prepucium, that we could contribute etiology and treatment by doing genetic analysis on the tissue.
METHODS: In our study, the preputial tissues of patients who applied for circumcision to our polyclinic and performed hypospadias operation were used. A total of 40 normal and 40 hypospadiac prepuciums were used.The patients have been approved for work from their families. The half of the both tissues sent the pathology laboratuary for pathological examination and remaining part of the tissues was sent to the genetics laboratory to examine the thyroid hormone gene mutation in the tissue receptores. Pathology and genetic analysis results of both groups were compared and evaluated statistically.
RESULTS: Tissue samples from both groups were examined pathologically and there was no difference between groups statistically (p> 0,05). No genetic mutation was detected as a result of the genetic analysis in the cases of preyisum obtained from both groups (p> 0,05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: It is clear that many factors play a role in the etiology of Hippospadias.It is still unclear whether the inadequacy of response in this tissue or the inadequacy of the amount of hormone reaching tissue to answer the etiologic pathway in hypospadias. We looked at the presence of the thyroid hormone receptor gene mutation in the prepucium that we thought could be an important part of the tissue response. We consider that even if gene mutation is not detected in basic genetic analysis we thought that further studies have to do to find out the mutations in specific genomic subtypes.

4.
Çocukluk çağı over kistlerinde laparoskopik yaklaşımlar
Laparoscopic treatment procedures for ovarian cysts in children
Esra Özçakır, Serpil Sancar, Mete Kaya
doi: 10.5222/JTAPS.2018.071  Sayfalar 71 - 77
GİRİŞ ve AMAÇ: Çocukluk çağında over kistleri, sadece klinik ve histopatolojik olarak erişkinlerden farklılık göstermemekte aynı zamanda cerrahi tedavileri de farklıdır. Bu çalışmada, laparoskopik olarak tedavi edilen over kistli olguların klinik özelliklerini ve uygulanan cerrahi yöntemleri sunmayı amaçladık.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2010 ile Nisan 2018 tarihleri arasında over kisti tanısı konulan ve laparoskopik olarak tedavi edilen otuz altı olgu, demografik özellikleri, ameliyat endikasyonları, ameliyat yöntemleri, komplikasyonları ve sonuçları yönünden geriye dönük olarak incelendi. Farklı etiyoloji ve klinik özelliklere sahip olduklarından, hastalar adölesan öncesi ve adölesan yaş grubuna ayrılarak değerlendirildi.

BULGULAR: Bulgular
Toplamda 36 hastaya over kisti nedeni ile laparoskopi yapıldı (yaş ortalaması: 12,4 yıl). Olguların temel şikayeti, ilk yaşlarda huzursuzluk ve karın ağrısı iken daha adölesanlarda akut karın bulguları ve/veya tekrarlayan pelvik ağrı idi. Adölesan öncesi hastalarda en fazla cerrahi endikasyon torsiyon riski iken, adölesanlarda ise akut karın ağrısı idi. Laparoskopi üç – port tekniği ile yapıldı, ve over koruyucu cerrahi amaçlandı. Uygulanan laparoskopik yaklaşımlar drilling ve fenestrasyon (n: 13), kist eksizyonu (n: 16), salpingooferektomi (n: 2) ve detorsiyon (n: 5)’dan oluşmaktaydı. Preadölesanlarda en sık kist detorsiyonu yapıldı, diğer grupta kist eksizyonu en fazla yapılan işlem idi. Hastaların ortalama hospitalizasyon süresi 3 gündü (1 – 4 gün). Histopatolojik olarak preadölesanlarda en sık follikül kisti, adölesanlarda hemorajik kist saptandı. Hastalarda cerrahiye bağlı komplikasyon veya over kaybı görülmedi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Over kistleri, çocuklarda özellikle de adölesanlarda, sık karşılaşılmaktadır. Erişkinlerde tanımlanan kistlerin yönetimi, çocuklarda da standardize edilmeye başlanmıştır.
INTRODUCTION: Over-cysts in childhood are not only clinically and histopathologically different from adults but also have different surgical treatments. In this study, we aimed to present the clinical features and surgical methods in the cases with ovarian cyst who managed laparoscopically.
METHODS: Between January 2010 and April 2018, the clinical records of patients who managed with laparoscopically were reviewed retrospectively. Demographic data, clinical and imaging features, surgical findings and procedures, pathologic features, complications, and outcomes were retrospectively evaluated.
RESULTS: Thirty six records were identified over an 8 - year period. The average age was 12,4 years (30 days - 16 years). The main complaints of the cases were uncomfortable and abdominal pain at early ages, and acute abdominal pain and recurrent pelvic pain in adolescents. Because they had different etiology and clinical features, the patients were divided into prepuberty and puberty groups. The prevalence of surgical indications in prepuberty was the risk of torsion, on the other hand the acute abdominal pain in puberty. Laparoscopy performed in patients by three port technique and ovary-sparing surgery was aimed. The laparoscopic procedures were preferred for each patient according to the cyts natives including cyst aspiration with drilling and fenestration (n= 13), cystectomy (n= 15), detorsion (n= 6) and salpingooferectomy (n= 2). Most common procedure was cyst detorsion in pre adolescents, whereas cyst excision was in the others. The overall mean postoperative length of stay was 3 days (range: 1 to 4 days).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Ovarian cysts are common in children, especially in adolescents. The management of the cysts described in adults has begun to be well standardized in children. Laparoscopy has recently become the gold standard for diagnosis and treatment in patients with ovarian cysts. If the cases are selected, all laparoscopic approaches to the ovarian cysts are effective and safe.

5.
Metakran kontralateral inguinal herni insidansı ve risk faktörleri
The incidence and risk factors of metachronous contralateral inguinal hernia
Ahsen Karagözlü Akgül, Ahmet Arıkan
doi: 10.5222/JTAPS.2018.078  Sayfalar 78 - 84
GİRİŞ ve AMAÇ: Tek taraflı inguinal herni ile başvuran çocuk hastalarda daha sonra gelişen kontralateral inguinal herni, gerek insidans gerekse yaklaşım açısından halen çocuk cerrahisinde tartışma konusudur.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bizim çalışmamızda, kliniğimizde 2001 yılında unilateral herni tanısıyla ameliyat olan hastalar geriye dönük olarak listelendi ve hastalara ulaşılarak geçen 9 yıllık süreç içinde gelişen metakranöz herni insidansı değerlendirildi.
BULGULAR: Kliniğimizde 2001 yılında opere olmuş hastaların 740’ı tek taraflı, 48’i bilateraldi. Tek taraflı hastaların 517’sine ulaşıldı ve alınan veriler sonucunda metakranöz herni insidansı %15,1 saptandı. Metakranöz herni insidansına başlangıçtaki semptomatik tarafın (sağ veya sol) ve cinsiyetin etkisinin olmadığı ancak başlangıçtaki yaşın ise ters olarak etkisinin olduğu gösterildi. Sol inguinal herni ile başvuran erkek hastalarda metakranöz herni riski %16,2 saptandı. Sağ inguinal herni ile başvuran erkeklerde, sol herni ile başvuran kızlarda ve sağ herni ile başvuran kızlarda bu risk daha düşütü ve sırasıyla %15, %11,5, %14,5 saptandı (Tablo 2). Bu dört grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p›0,005). En yüksek riskin 1 yaş altındaki hastada %32,1 olduğu saptandı (Tablo 2).Medyan metakranöz herni ortaya çıkma süresi 9 ay olarak saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda cinsiyetin veya semptomatik tarafın bir risk faktörü olmadığı, hastanın yaşının özellikle bir yaş altında olmasının anlamlı bir risk faktörü olduğu ortaya konmuştur. Sonuç olarak, metakranöz herni insidansı %15,1 saptanmış olup bu değer rutin karşı taraf eksplorasyonu yapmak için düşük, göz ardı etmek için ise yüksek bir değerdir. Bu nedenle risk faktörlerinin hastayı değerlendirirken göz önüne alınması gerektiğini düşünmekteyiz.
INTRODUCTION: Contralateral inguinal hernia which detected metachronously after the treatment of unilateral ınguinal hernia is still a debate in case of incidence and management.
METHODS: In our study, the patients who experienced unilateral herniotomy in 2001 in our clinic were listed and reached to detect metachronous contralateral inguinal hernia (MCIH) that come out during postoperative nine years.
RESULTS: Seven hundred and forty patients with unilateral inguinal hernia and 48 patients with bilateral inguinal hernia were treated in our clinic in 2001. Five hundred and seventeen of 740 were reached for evaluation of MCIH. The incidence of MCIH among these 517 patients were 15,1%. There was no statistically significance in case of the first symptomatic side and the sex of the patient. On the other hand, age was inversely correlated with this entity. The MCIH risk in boys with left inguinal hernia was 16,2%. The MCIH risk in boys with right hernia, in girls with left hernia and in girls with right hernia was lower and 15%, 11,5%, 14,5%, respectively. There was no statistically significance between these four groups. The highest MCIH incidence was 32,1% in patients younger than 1 year old. The median time for MCIH after treatment of unilateral hernia was 9 months.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In conclusion, the sex of the patient and the side of the hernia was not a risk factor, but the age especially younger than 1 year was a risk factor for MCIH. The incidence of MCIH detected 15,1%, is high to disregard but low to explore the contralateral side in all patients. Therefore the risk factor should be considered in each patients.

6.
Türk Çocuk Cerrahları’nın uluslararası yayınlarını,benzer profildeki ülkelerle karşılaştıran bir araştırmanın izlenimleri üzerine
The comparison of scientific publications in pediatric surgery among 4 Asian countries: Turkey, India, Iran and Pakistan
Cenk S.N. Büyükünal
doi: 10.5222/JTAPS.2018.085  Sayfalar 85 - 88
GİRİŞ ve AMAÇ: NK Tabari ve AK Tabari isimli iki İran’lı çocuk cerrahının uluslararası indeks ve veri tabanlarını inceleyerek Türkiye, Hindistan,İran ve Pakistan çocuk cerrahlarının yayınladıkları bilimsel çalışmaların değerlendirmesi sonucu ortaya çıkan tablonun gözden geçirilmesi ve Türk çocuk cerrahları açısından değerlendirilip yormunun yapılması
YÖNTEM ve GEREÇLER: İlgili yazarların Iranian Journal of Pediatric Surgery’nin 2018 yılı ilk sayısında yayınlanan makalenin,PubMed SCOPUS,ISI(Web of Science) gibi veri tabanlarını inceleyerek ortaya çıknı tablo ve dökümler incelenmiştir
BULGULAR: Türkiye Çocuk Cerrahları’nın her üç veri tabanına göre son 25 yıl içinde yapılan ve uluslararası dergilerde yayınlanan makaleler açısından diğer üç ülkeye göre açık ara önde oldukları sonucu gözlenmiştir. Ayrıca bu çalışmalara ait atıf sayıları ve yayın başına düşen ortalama atıf sayısı yönünden de bir üstünlük göze çarpmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu veriler ülkemiz çocuk cerrahları açısından gurur verivi bir tablo oluşturmaktadır. Ancak son yıllarda, yayın sayısı ve kalitesi açısından göreceli olarak daha duragan bir döneme girilmesi, üniversitelerimiz ve doçentlik sınavlarının sistemlerinde yapılan değişimler ve genel motivasyon eksikliği gibi nedenlerle, yakın bir gelecekte bu özelliğin yitirilmemesi riski bulunmaktadır.Bu riskin önlenebilmesi için, gerekli girişimlerin ve düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır.
INTRODUCTION: The aim of this paper is to evaluate and discuss the results of an Iranian manuscript published in Iranian Journal of Pediatric Surgery(2018,1st issue) by NK Tabari and AK Tabari
METHODS: The above mentioned manuscript, databases such as PubMed,SCOPUS and ISI were investigated
RESULTS: According to the results of investigations of last 25-year period of 3 main databases,Turkish Pediatric surgeons sems to have the highest number of publications.Besides their number of citations and citations per publication was higher than the other 3 countries.
DISCUSSION AND CONCLUSION: During the last couple of years the difference in the system of examinatiosn for associate professorships, loss of motivation of pediatric surgeons due to some problems in teaching institutions and universities may have nefative effects on this position. Fort hat reason, special efforts and preventive care should be taken by the local authorities.

 
 
Copyright © 2018 Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği. Tüm Hakları Saklıdır. LookUs & OnlineMakale